(765 S. K. m. 202) (406 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Zimmet ve zimmetin artmasına sebebiyet vermekten sanıklar İsabettin Yücel ve Ulviye Topbaş'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık İsabettin'in eylemi emniyeti suistimal niteliğinde görüldüğünden mahkumiyetine, sanık Ulviye'nin yüklenen suçtan beraatine dair Konya/Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.1.2002 gün ve 2000/74 Esas, 2002/7 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil ve sanık İsabettin vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre müdahil vekili ile sanık İsabettin Yücel vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece: Telekom'un Anonim Şirket olması ve 233 sayılı kanun hükmündeki kararnameye ait mevzuatın uygulanamayacağı gerekçesiyle Telekom Ereğli Müdürlüğünde tahakkuk tahsilat memuru olan sanık İsabettin'in hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan mahkumiyetine, aynı müdürlükte tahakkuk tahsilat şefi olan sanık Ulviye'nin de beraatine karar verilmişse de;
Türkiye de haberleşme hizmetlerini düzenleyen temel kanunun 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı telgraf ve telefon yasası olduğu, bu yasanın devlet tekelini öngördüğü ve bu hizmetlerinde posta, telgraf ve telefon idaresi tarafından yürütülmesini düzenlendiği,
Bu yasada özelleştirmeyi kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması için 10.6.1994 tarihinde 4000 sayılı yasanın çıkarıldığı ve 406 sayılı yasadaki teşkilatın ikiye ayrıldığı, posta ve telgraf, tesis ve işletmesine ilişkin hizmetlerin Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce, telekomünikasyon hizmetlerinin ise Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketince yürütülmesinin düzenlendiği, bu şirketinde 233 sayılı kanun hükmündeki kararnameye tabi olması, Telekom'un kuruluş işlemleri tamamlanıncaya kadar mevcut hizmetlerin Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce yürütülmesinin öngörüldüğü, 3.5.1995 tarih ve 4107 Sayılı Yasa ile de geçiş döneminde hizmet aksamasına yol açmamak üzere Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Telekom'un aralarında yapacakları protokollerle personellerinin birbirlerinin hizmetlerinde çalıştırılabilmesinin düzenlendiği,
1.8.1996 tarihli 4161 Sayılı Yasa ile de Telekom hisselerinin satışına ilişkin usulü işlemlerin 4046 Sayılı özelleştirme yasasına göre özelleştirme idaresi tarafından yürütülmesinin öngörüldüğü, bu son iki yasanın büyük bir bölümünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği,
Bu konuda önemli değişikliğin 27.1.2000 tarihli 4502 sayılı yasa ile yapıldığı, bu yasanın 406 sayılı yasada yaptığı temel değişikliklerin ise şöyle sıralanabileceği: Telekom'un bu kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir Anonim Şirket olduğu, 233 sayılı kanun hükmündeki kararname kapsamından çıkarıldığı, yani bu mevzuatın Telekom'a uygulanamayacağı ancak TBMM denetimine tabi tutulacağı, Telekom'un yürüttüğü kamu görevi dikkate alınarak hisselerinin yüzde elli birinin hazinede kaldığı sürece Telekom'un vereceği hizmetlerin kamu görevlileri eli ile yürütüleceği, bu cümleden olarak Bakanlar Kurulu ve Bakanlık tarafından istihdam edilen Genel Müdür ve Personel hakkında bu kanun da öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla 399 sayılı kanun hükmündeki kararname, bunun dışındakilere ise iş kanunu hükümlerinin uygulanacağı, Telekom'un bu hizmetleri tekel olarak 31.12.2003 yılına kadar sürdüreceği, Telekom'un Kamu Tüzel Kişiliğe, İdari ve Mali Özelliğe sahip olduğu, bununla birlikte Telekomünikasyon alanında düzenleme yapma ve lisans verme yetkisinin Ulaştırma Bakanlığına, denetim yapmanın ise Telekom'a ait bulunduğuna yer verdiği, ayrıca geçici 3. madde ile de Türk Telekomünikasyon A.Ş.yi 233 sayılı kanun hükmündeki kararnamenin KİK bölümünde yer alan kuruluşlar listesinden çıkarıldığını düzenlediği,
Bu yasanın bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine dava açıldığı, mahkeme Anayasaya aykırılık görmeyerek bu istemi red ederken; yasa koyucunun telekomünikasyon hizmetleri açısından yine kamu hukuku rejiminin benimsendiğini, bu hizmetlerin ancak görev sözleşmesi, imtiyaz sözleşmesi, ruhsat ve izin yöntemleri ile yürütülebileceğinin kurala bağlandığını, idarenin koşulları belirlenen, gözetim, denetim ve yaptırım uygulama yetkileri olduğunu, kurumun tarifeleri saptama yükünün bulunduğunu, imtiyaz sahibi şirketin bedel ve ücretleri saptamakta serbest olmadığını, kamu hizmetinin gerçek sahibinin Devlet-İdare, bu hizmetin imtiyazını vermekle sorumluluktan kurtulmuş olmayacağından işletmenin üzerinde denetim ve gözetim yapacağını gerekçeler olarak belirttiği,
Bu sefer 406 sayılı yasa da daha ileri bir değişiklik getiren 12.5.2001 gün ve 4673 sayılı yasanın yürürlüğe sokulduğu, bununla da sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurumlarına uygulanan mevzuatın Telekom'a uygulanamayacağı, Telekom'un yönetim kurulunda Devlete ait bir imtiyazlı hisse bulunacağı, önemli kararlarda bu hissenin onay vermemesi halinde işlemin yürürlüğe giremeyeceği, yabancılara yapılacak hisse satışının yüzde kırk beşi geçemeyeceği, Telekomünikasyon alanında düzenleyici işlemler yapma, lisans verme, sözleşme imzalama ve denetleme yetkilerinin Telekom'a geçtiği bununla beraber imtiyaz sözleşmesi ile yürütülecek Telekomünikasyon hizmetleri veya alt yapısına yönelik yetkilendirmeye ilişkin planlar Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından onaylanacağı, kamu payı yüzde ellinin altına düştüğünde Telekom'un tekel haklarının ortadan kalkacağının düzenlediği,
Mevcut bu düzenlemelerle bu günkü gelinen aşamada Telekom'daki kamu hissesinin halen yüzde ellinin altına düşmediği, daha doğrusu özelleştirme idaresi tarafından hisse satışının gerçekleştirilmediği, hizmetlerin idarece atanmış 399 sayılı kanun hükmündeki kararnameye ve 1475 sayılı yasaya tabi personel ve yapılan protokoller uyarınca Posta İşletmeleri çalışanları tarafından görüldüğü, bu durumda Telekom veya posta işletmesi personelinin Telekom'un para ve mal varlığına karşı işleyecekleri suçun zimmet olarak kabul edilmesi ve sanık İsabettin'in dosya içeriğine uygun olarak oluşumu benimsenen eylemi nedeniyle müteselsil basit zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Tahakkuk tahsilat şefi olan sanık Ulviye'nin de denetim ve kontrol görevini yapmayarak bilgisayar çıktısı tahsilat listeleri ile Telekom da kalan fatura koçanlarını karşılaştırmayarak zimmete ve artmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığı halde beraat kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, müdahil ve sanık İsabettin vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy