(3257 S. K. m. 12) (2559 S. K. m. 7, 8) (4250 S. K. m. 19, 31)
Dava: Müstehcen içerikli yayım teşhir etmek, bulundurmak ve 4250 Sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanık Mustafa Gül'ün yapılan yargılanması sonunda; müstehcen içerikli yayın suçundan beraatına, diğer suçtan mahkumiyetine dair Yığılca Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 5.2.2002 gün ve 2001/113 Esas, 2002/12 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi Üst C. Savcıları ve sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre Üst C.Savcıları ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde sanığın işlettiği tekel bayiinde ele geçirilen 8 adet CD'nin bandrolsüz olması durumunda 3257 Sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca idari para cezasına konu olacağından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında ruhsatı başkasına ait tekel bayiinde açıktan içki satma ruhsatı olmadığı halde içki içirdiğinden bahisle dava açılmış olup ispirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içkileri açık olarak satanların 2559 Sayılı Yasanın 7. maddesine göre en büyük mülki amirden içki yerleri için aranan ruhsatı alma mecburiyetinin 4250 Sayılı Yasanın 19/2. maddesinde önerildiği, 4619 Sayılı Yasanın 28. maddesinde 4250 Sayılı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre ruhsat almadan satış yapanlar hakkında ceza öngörülmediği gözetilerek yapılan incelemede; sanığın işletmeciliğini yaptığı büfede izinsiz olarak açıkta alkollü içki sattığı kabul edildiğine göre, 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 31. maddesi 24.6.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 560 Sayılı K.H.K.ile yürürlükten kaldırılmakla eylem anılan yasa yönüyle müeyyidesiz kalmakla beraber anılan yasa maddesinin K.H.K. ile kaldırılamayacağı ve yürürlükte olsa dahi suçun bahsi geçen K.H.K. nin yayımlanmasından sonra işlenmiş bulunduğundan suç işleme kastının bulunmadığı fiilin 4250 Sayılı Yasanın 19 ve 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 7 ve 8. maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sanığın isnat olunan suçtan beraatına, idari yönden gereğinin takdiri için C.Savcılığına tevdiine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, Üst C.Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK. nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy