(765 S. K. m. 30, 202, 219) (4806 S. K. m. 1) (5237 S. K. m. 61, 247, 248)
Dava: Zimmet suçundan sanık Abdulmenaf Baltaş'ın yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair ( SİİRT ) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.3.2002 gün ve 2001/120 Esas, 2002/34 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın bankadaki alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasının gerçekte ödeme sayılmayacağı gözetilmeden sanığın cezasından TCK.nun 202/3. maddesiyle indirim yapılması ve zararın tazminine hükmedilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak; 10.2.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4806 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle değişik TCK.nun 30/2. maddesi gereğince "bin" lira küsurlarının hesaba katılamayacağının gözetilememesi, ayrıca, sanığın TCK.nun 219/son maddesine göre müebbeten memuriyetten yasaklanma yerine, daha geniş kapsamlı olan müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verilmesi;
Sonuç: Kanuna aykırı olduğundan hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, bu cihetlerin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanığa hükmedilen 18.518.518.518. lira sonuç ağır para cezasının, 18.518.518.000 liraya indirilmesi ve hükümde yer alan "TCK.nun 219/son maddesi gereğince kamu hizmetlerinden yasaklanmasına" ibaresinin çıkarılarak "TCK.nun 219/son maddeye göre müebbeten memuriyetten yasaklanmasına" denilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün ( DÜZELTİLEREK-ONANMASINA ), 6.5.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE :
Sanık hakkında 23.5.2001 günlü iddianame ile SİİRT-Baykan Ziraat Bankası Şubesi Müdür vekili ve muhasebecisi olarak görev yaparken suç tarihi olan 4.4.2001 tarihinde, görev ve yetkisinde bulunan telefon tahsilat alındısı düzenleyerek, buna istinaden 25 milyar lira parayı zimmetine geçirdiği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
1- YARGITAY Ceza Genel Kurulunun 25.4.1994 gün 94-119 sayılı kararında belirlendiği gibi; Ceza hukukunda kural, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın uygulanmasıdır. 233 ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı Kamu İktisadi Teşebbüsleri iken; suç tarihinden önce 25.11.2000 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 Sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, TC.Halk Bankası A.Ş. ve Emlak Bankası A.Ş. Hakkında Kanun"un 1. maddesinin 2. bendi ile T.C. Ziraat Bankasının 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ve genel hükümlere tabi Anonim Şirket haline getirilmesi ve aynı maddenin 5. bendi gereğince, 233 ve 399 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
4603 Sayılı Kanun gereğince Ziraat Bankası, Anonim Şirket haline gelmiş ve Bankalar Kanununa tabi olmuştur. Tabi olunan 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesi; Türk Ceza Kanununun 202. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu bankalar için özel olarak düzenlemiş ve bağımsız ceza yaptırımı öngörmüştür. TCK.nun 10. maddesinin amir hükmü ve YARGITAY İçtihadı Birleştirme Kurulunun 13.11.1936 gün ve 24-34 sayılı kararında belirlendiği gibi, özel Kanunlarında hüküm varsa, bu konuda Türk Ceza Kanunu uygulanamaz. Ceza Genel Kurulunun 14.11.1983 gün 153-377 sayılı kararında ise Özel Kanunda hüküm varsa o hükmün uygulanacağı belirlenmiştir. Anayasanın 38. maddesi 1. fıkrasında ve Türk Ceza Kanununun 1. maddesinde, suçun yasallık ilkesinden söz edilirken bir eylemin suç olabilmesi ve cezalandırılabilmesi için kanunda yer almış olması şart kabul edilmiş ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda, o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez denilerek TCK.nun 2. maddesindeki hüküm tekrarlanarak Anayasa ile güçlendirilmiştir.
Bu nedenle; 4603 Sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasında belirlendiği gibi Bankalar, 4603 Sayılı Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 Sayılı Bankalar Kanununa ve bu kanunda da hüküm yoksa genel hükümlere tabi olacaklardır. Suç tarihi olan 4.4.2001 tarihi itibariyle 4389 Sayılı Bankalar Kanunu yürürlüktedir. Aynı Kanunun bağımsız ceza yaptırımı düzenleyen 22/3. fıkrası karşısında genel hükümler düzenleyen Türk Ceza Kanununun 202. maddesine göre uygulama yapılması, yukarıda arz edilen İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına ve buna uyan Ceza Genel Kurulu kararlarına aykırıdır.
2- 4603 Sayılı Yasaya 31.1.2002 tarihli ve 4743 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi"...yönetim, denetim ve tasfiye kurulu üyelerinin bu kanun ve 4603 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yaptıkları işlemlerden dolayı hukuki sorumlulukları bankacılık sektöründe faaliyette bulunan özel bankaların yönetim, denetim ve tasfiye kurullarına uygulanan özel hukuk hükümlerine ve mevzuata tabidir" hükmü yer almıştır.
Bir suçun işlendiği zamanki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun birbirinden farklı olduğu takdirde, sanık hakkında TCK.nun 2. maddesi gereğince lehe olan kanun uygulanacaktır. Bu husus 23.2.1938 gün ve 23/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da ifade edilmiştir.
Ziraat Bankası özel hukuk hükümlerine ve mevzuata tabi bir bankadır. Söz konusu yasanın yürürlük tarihinden sonra Kamu Bankası özelliği kalmamıştır. Lehe olan bu düzenlemeden TCK.nun 2/2. madde ve fıkrası hükmü gereğince bu banka çalışanları yararlanacaktır. Bu nedenle Ziraat Bankası Müdür vekili olan sanığın cezasından TCK.nun 202/4. maddesi ile artırım yapılamaz.
Arz edilen 2 sebeple, mahkeme kararının bozulması gerekirken, düzeltilerek onama şeklinde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy