(765 S. K. m. 209, 240)
Dava: Cebri irtikap suçundan sanık Muhsin Tatoğlu'nun yapılan yargılanması sonunda mahkumiyetine dair Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.3.2002 gün ve 1999/84 Esas, 2002/26 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın müşteki Hatice Çetinkuş'a karşı eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın rapor almak için özel muayenehanesine gelen mağdurenin kayınpederinden rapor vermek için 60.000.000 lira istediği yapılan pazarlık sonucu tarafların 30.000.000 lira da anlaştıkları, paranın ödenmesi üzerine de hastahanede resmi raporun düzenlendiği anlaşılmakla, mağdurenin dışında 3.şahıs konumunda bulunan şahısla yapılan konuşmada irtikapın cebir veya ikna unsurunun yasanın ve doktrinin kabul ettiği anlamda gerçekleşmediği, sanık doktorun eyleminin yapması gereken işi yapmak için anlaşılan 30.000.000 lirayı almak suretiyle basit rüşvet alma suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde cebri irtikaptan hüküm kurulması,
Sanığın müştekiler Zeynep Umut ve Cheynel Monıgue'ye karşı olan eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Oluşa göre; sanığın hastahaneye gelen müşteki Zeynep Umut'u özel muayenehanesine yönlendirerek, özel muayenehanesine gelen diğer müşteki Cheynel Monigue'yi ise, hastahanede olmayan ulturason ile farklı zamanlarda muayene ederek karşılığında müşteki Zeynep'ten 20.000.000 lira, diğer müşteki yakını tanık Kasım Çeliköz'den de 15.000.000 lira aldıktan sonra hastahane de resmi raporlarını düzenlemekten ibaret eylemlerinde irtikap suçunun cebir ve ikna unsurunun bulunmadığı gibi sanığın işin yapılmasından önce para istemesinin söz konusu olmadığı ücretlerin muayene karşılığı alındığı da gözetildiğinde eylemin rüşvet alma suçu olarak da nitelendirilemeyeceği, ancak sanığın yenilenen kasıtla müştekileri muayenehaneye yönlendirmek ve hastanede resmi rapor düzenlemek suretiyle genel memuriyet görevini kötüye kullandığı anlaşılmakla ayrı ayrı TCK. nun 240. maddesiyle mahkumiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın, müşteki Güven Buzlu'ya karşı olan eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
İddianın savunmaya tercih nedeni açıklanmadan ve müştekilerin durumlarının benzerliğinden hareketle hüküm kurulamayacağı gözetilerek, delillerin yetersiz ve olayın şüpheli kaldığı, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği halde yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Sanığın, müşteki Birgül Tuncer'e karşı olan eylemi nedeniyle hükmün incelenmesinde;
Mağdure Birgül Tuncer 16.8.1999 tarihli Cumhuriyet Savcısına verdiği ilk beyanında mahkemenin sevk etmesi üzerine Emirdağ Devlet Hastahanesine gittiğini ve sanık doktora muayene olarak raporunu aldığını, kendisini özel muayenehanesine gitmesi hususunda telkinde bulunmadığını ayrıca para vermesini istemediği şeklindeki beyanı ile aşamalardaki çelişkili beyanları karşısında sanığın eyleminde atılı suçun unsurlarının varlığının kuşkulu kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy