(765 S. K. m. 19, 209, 211) (5237 S. K. m. 52, 250, 252, 255)
İrtikaba eksik teşebbüs ve müessir fiil suçlarından sanıklar İ.K. ve M.Ö'nün yapılan yargılanmaları sonunda; sanık İ'nin irtikap eylemi rüşvet almaya eksik teşebbüs niteliğinde görüldüğünden ve görevi sırasında işlemiş olduğu müessir fiil suçundan mahkumiyetine, sanık M'nin müessir fiil suçunu görevi sırasında işlemiş olduğundan mahkumiyetine dair (ANKARA) 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 27.6.2002 gün ve 2001/284 Esas, 2002/37 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş, sanık 1. yönünden incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle 21.1.2004 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından G.A. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanığın vekilinin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde (DURUŞMASIZ) inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Etkili eylem suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
Zor kullanma yetkisi bulunan trafik polisi sanıkların, müştekinin yanlarında beklemesine sinirlenerek zorla götürüp otoya kapatma eylemlerinin TCK' nun 245. maddesine uygun suçu oluşturduğu halde yazılı şekilde görev sırasında yaralama suçlarından hükümler kurulması,
10.2.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4806 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle değişik TCK'nun 30/2. maddesi gereğince "bin" lira küsurlarının hesaba katılmayacağının gözetilmemesi,
Rüşvet almaya eksik teşebbüs suçu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanığın, müşteki K.A'dan "çorba parası" adı altında rüşvet istediğine dair başka delille doğrulanmayan iddia, tam bir inandırıcılık ve güven taşımamaktadır; müştekinin tartışmaya konu ceza makbuzunun kesilmesinden sonra eşi ile çocuklarının beklediği arabaya dönmek yerine sanık polislerin işlemlerini kontrol eder gibi durmaya ve gözlemeye devam etmesi normal olmayıp kuşku uyandıracak niteliktedir. Savunmanın ileri sürdüğü üzere yol üzerindeki Gölbaşı'nda müracaatını yapmayıp Ankara'da şikayette bulunması da kuşku uyandıran davranışlardan biridir.
Yargılama aşamasında dinlenmeyen müşteki ile arabasındaki çocuklarının dinlenmesine çalışılması ve ondan sonra hangi tarafın ifadelerinin ne suretle tercih edildiğinin açıklanması gerekirken sanığın mahkumiyetine yeterli, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin hangileri olduğu usul ve yöntemince araştırılıp tartışılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle rüşvet alma suçundan hükümlülük karan verilmesi,
Kabule göre de;
Kısa ve gerekçeli kararda TCK' nun 59. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hürriyeti bağlayıcı ceza üzerinden indirim sonucu belirlenen ceza miktarının gösterilmemesi,
Rüşvet suçunda istenilen miktarın belirlenememesi halinde bu belirsizliğin sanık yararına düşünülerek, suç tarihindeki yeniden değerleme oranı nazara alınmak suretiyle TCK' nun 19. maddesinde öngörülen 142.365.000.- Lira asgari ağır para cezasının esas alınması ve varsa artırma veya eksiltmenin bu miktar üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 21.6.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy