(765 S. K. m. 30, 209, 219, 228, 230, 231)
Dava: İrtikap ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanık Mehmet Özmen'in yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair Ordu Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 31.12.2002 gün ve 2002/63 Esas, 2002/209 Karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 12.5.2004 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Erdal Baytemir hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine gelmiş olan sanık ve dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık adına gelen Av. Bektaş Doğan huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık vekili temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi.
Son sözü sorulan sanık vekili savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 2.6.2004 Çarşamba saat 14.00e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanığın, müşteki Uğur Dokgöz'e yönelik eylemine dayalı olarak kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;
Oluş ve kabule göre; sanığın müştekiye yönelik eyleminin icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gözetilmeden ikna suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına,
Sanığın, müşteki Sezai Türkyılmaz'a yönelik eylemine dayalı olarak kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
10.2.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değişik TCK. nun 30/2. maddesi gereğince bin lira küsurlarının hesaba katılamayacağının gözetilememesi,
Bozmayı gerektirdiğinden; hükmün CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK. nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanığa hükmedilen 830.466.000 lira sonuç ağır para cezasının 830.387.000 liraya indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına,
Sanığın, müştekiler Ferhat Akşun, Ayhan Yıldırım ve Metin Özcan'a yönelik eylemlerine dayalı olarak kurulan hükümlere ilişkin yapılan incelemede ise;
Ulubey Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan ve aynı zamanda muayenehanesi bulunan sanığın, hastaneye yatırılarak doğum yapan mağdure Yurdagül Yıldırım'ın taburcu olmasını sağlamak için 90.000.000 lira para istemek suretiyle pazarlığa başlayıp neticede 50.000.000 liraya razı olduğu, ancak rüşvet anlaşması yapmaya yanaşmadığı anlaşılan mağdurenin eşi Ayhan'ın verdiği 10.000.000 lira ve sonrasında Kaymakamlık ve C. Savcılığına yaptığı şikayet üzerine mağdurenin taburcu olduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminde icbar şartları oluşmayarak sanığın teklifini müştekinin kabul etmemesi sebebiyle rüşvet anlaşması da gerçekleşmediğinden eylemin rüşvet almaya eksik teşebbüs niteliğinde bulunduğu gözetilmeden icbar suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulması,
Sanığın, müşteki Ferhat'ın eşi Filiz Akşun'un doğumunu yaptırma işlemi karşısında 180.000.000 lira istediği ve rüşvet anlaşması yapmaya yanaşmadığı anlaşılan müştekinin eşinin doğumunu başka hastanede yaptırarak sonradan operasyonla yakalatmak amacıyla getirip verdiği parayı almaktan ibaret eyleminin rüşvet almaya eksik teşebbüs niteliğinde bulunduğu halde, görevi kötüye kullanma suçu olarak kabulü;
Sanığın hastaneye gelen hasta ve yakınlarına ilgi göstermeyerek muayenehanesine gelmelerine zemin hazırladığı, özel işyerine gelip ücret yatıran kişilerle ilgilenip hastanedeki devlete ait ultrason cihazına girmelerini sağladığı anlaşıldığından, müşteki Metin Özcan'ın eşi Ayşe'ye yönelik eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden ikna suretiyle irtikap suçundan karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında, TCK. nun 219/son maddesi uyarınca müebbeden memuriyetten mahrumiyete hükmedildiği halde, ayrıca TCK. nun 31. maddesinin de uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy