(765 S. K. m. 209)
Dava: İrtikap suçundan sanık Coşkun Öztürk'ün yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.12.2002 gün ve 2002/116 Esas, 2002/605 Karar sayılı hükmün duruşmalı olarak süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 12.5.2004 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Erdal Baytemir hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine gelmiş olan sanık ve dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık adına gelen Av. Fahriye Öztürk huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık vekili temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi.
Gelmiş olan sanık vekilinin savunmasına iştirak ettiğini söyledi.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık ve vekili savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 2.6.2004 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Antalya Grup Başkanlığı'nda iş müfettişi olarak çalışan sanık Coşkun Öztürk'ün, olay tarihinde, müşteki Avni'nin ortağı olduğu işyerinde çalışan bir işçinin haklarının ödenmediği iddiasıyla firma hakkındaki şikayetini soruşturmak üzere buraya geldiğinde, müştekiye konuyu anlatıp olayın bakanlığa kadar gittiğini işyerinin zarar göreceğini söylemesiyle müşteki konu burada çözülemez mi dediğinde, çözebilirim ancak 2.000.000.000 lira vermen lazım diye söylediği, müşteki bu miktar çok deyince, sanığın 1.000.000.000 liraya razı olduğu müştekinin de bunun yarısını birkaç gün içinde, kalan yarısını da 1 ay sonra öderim demesiyle sanığın herhangi bir işlem yapmadan oradan ayrıldığı, bundan 2 gün sonra sanığın arayıp parayı sorması üzerine müştekinin tanık Mustafa'ya telefon açarak olayı anlattığı ve bu tanığın C.Savcısına konuyu ihbar etmesi üzerine müşteki Avni'nin, Jandarmayla birlikte hareket ederek, temin edilen ve seri numaraları alınan 300.000.000 lira ve 200 Euro'yu işyerinde sanığa vermesi sonrasında önlem alan Jandarma ekibi tarafından sanığın yakalandığı ve paralarında sanıkta ele geçtiği şeklinde gelişen olayda, müştekinin istenen paranın meşru olmadığını bildiği ve para ödenmesi konusunda, sanığın müşteki iradesini icbar boyutuna varan bir hareketinin de olmadığı, bu nedenle ikna ya da icbar suretiyle irtikap suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanığın soruşturma konusuyla ilgili müştekiye ait firma hakkında işlem yapmamak karşılığında vaki rüşvet talebinin müşteki tarafından da kabulü ile 1.000.000.000 lira ödeme konusunda anlaştıkları, bundan 2 gün sonra, tanık Mustafa'yla görüşmesi sonrasında müşteki Avni'nin pişmanlık hissederek durumu Jandarmaya bildirmesi karşısında, olayda rüşvet anlaşmasının oluştuğu, sanığın yapmaması gereken bir şeyi yapmak için rüşvet almak suçunu işlediği ve buna göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321-326. maddeleri uyarınca kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 27.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy