(1412 S. K. m. 268) (765 S. K. m. 81, 209)
Dava: İrtikap suçundan sanıklar Tolga Kuş, Namık Kemal Erdoğan ve Ahmet Kuş'un yapılan yargılanmaları sonunda; mahkumiyetlerine dair Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 4.2.2003 gün ve 2001/127 Esas, 2003/30 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş, sanıklar yönünden incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 9.6.2004 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanıklar vekillerine davetiye gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Ali Elbeyli hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanıklar adına gelen Av. İsmail Metin huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanıklar hakkında (DURUŞMALI) inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanıklar vekili temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkilleri hakkındaki hükmün (BOZULMASINI) istedi.
Son sözü sorulan sanıklar vekili savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 23.6.2004 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Olayın genel gelişiminin hazırlıkta müştekilerce; olay günü gelen sanıkların kendilerini polis olarak tanıtıp kimliklerini kontrol ettikleri, sonra üzerlerinde ve otolarında arama yaptıkları, sen alkollüsün karakola getireceğiz veya Ankara Merkez'e götürüp hakkınızda işlem yapıp sizi fişleteceğiz diye söyledikleri, kendilerini ayrı ayrı otolara bindirip bir müddet getirdikten sonra bıraktıkları, yüzük ve paralarının sanıklar tarafından alındığını anladıkları biçiminde anlatıldığı,
Sanıklar ve özellikle sanık Namık tarafından ise; müşteki Zafer'i emniyete getirmekle sanık Tolga'nın tehdit ettiği, müştekinin de cezamız neyse razıyız diyerek 4.500.000 lirayı sanık Tolga'ya verdiği, arabayı aradıkları, ikinci müşteki Metin'e de karakola götürürüz işlem yaparız dediği arabanın torpido gözündeki çantayı karıştırdığı daha sonra ayrıldıkları şeklinde ifade edildiği,
Öte yandan bilimsel eserlerde ve yargısal içtihatlarda cebri irtikap suçu memurun memuriyet sıfatını veya memuriyetine ait görevini kötüye kullanmak suretiyle ferdi zorlaması sonucu uğrayabileceği haksız işlemi önleyebilmek durumunda kalan ferdin ona çıkar sağlaması veya vaad etmesiyle oluşur. Fert temin veya vadettiği çıkarın yasa dışı olduğunu bildiği halde memurun haksız işlemini önleme zorunluluğunu duyduğu ve manevi baskısı altında kaldığı için suçun mağduru durumunda olduğu tarzında tanımlandığı dikkate alınarak,
Birbiri ile çelişen bu beyanlardan hangisine üstünlük tanındığı, cebri irtikap suçunda müştekilerce sanıklara vaad ve çıkar sağlama unsurunun ne şekilde gerçekleştiği, eylemlerin oluşma biçiminin gasp suçunda öngörülen manevi cebir (tehdit) boyutuna ulaşıp ulaşmadığı karar yerinde doyurucu gerekçelerle tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Müşteki Metin'e karşı işlendiği kabul edilen cebri irtikap suçunun uygulama maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMUK. nun 268 nci maddesine aykırı davranılması,
Müşteki Metin'e karşı olan eylemin 29.8.1997 şikayet tarihinden 15 gün önce gerçekleştiği gözetilip, bu tarih itibariyle döviz efektif satış kurunun esas alınması ve sanık Tolga'nın bu tarih itibariyle de görevli olup olmadığının araştırılması gerektiğinin nazara alınmaması,
Müşteki Zafer'den 5.000.000 lira, müşteki Metin'den de 22 ayar taşlı yüzüğün ayrıca alındığının gözetilmemesi,
Suç tarihindeki ekonomik kıstaslar ve paranın alım gücü nazara alındığında sanıklarca sağlandığı kabul edilen yararın pek hafif değerde olduğunun düşünülmemesi,
Sanık Tolga'nın müessir fiil ve tehdit suçlarından tekerrüre esas olabilecek sabıkası bulunduğu halde verilen cezalarının TCK. nun 81 nci maddesiyle artırıma tabi tutulmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıklar vekilinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla CMUK. nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy