(765 S. K. m. 61, 62, 80, 416) (1412 S. K. m. 258) (4721 S. K. m. 407)
Dava : Irza geçmeye eksik teşebbüs suçundan sanık C'nin yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair ( ADANA ) 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 31.12.2003 gün ve 2003/87 Esas, 2003/19 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın işlediği başka bir suçtan dolayı müebbet ağır hapis cezasına mahkum olması ve Medeni Kanun'un 407. maddesine göre de kısıtlanması karşısında, sanığın yokluğunda verilen 31.12.2003 günlü hükmün vasi tayininden önce 19.01.2004 günü sanığa tebliğ edilip ve sanığın da 29.01.2004 tarihli dilekçe ile hükmü temyiz ettiği ve Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.11.2004 günlü kararı ile M'nin sanığa vasi olarak tayin edilmesi ve gerekçeli kararın da M'ye 16.02.2004 tarihinde tebliğinin yapılması karşısında vasi tayini ve vasiye gerekçeli kararın tebliğinden önce vaki sanığın temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile, tebliğnamedeki temyizin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın tenha bir yere götürdüğü mağdurun donunu indirerek ırzına geçeceği sırada boşalması nedeniyle eylemini tamamlayamadığı mahkemece kabul edilmiş ise de; sanığın anlatımlarında "mağdurun pantolon ve kilodunu çıkarıp arkasına geçtim, penisimi şahsın bacaklarının arkasına sürttüm, şahsın arkasına girmedim, dışında yani bacaklarının arasında boşaldım" şeklinde ifade etmesi ve ırza geçme eyleminde teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için, sanığın ırza geçme kastıyla icra hareketlerine başlayıp iradesi dışında oluşan harici ve ciddi bir engel nedeniyle eylemini tamam1ayamamış olması gerekeceği; olayımızda ise, sanığın anlatımı karşısında, ırza geçme kastıyla hareket ettiği ve boşalma nedeniyle eylemin kesintiye uğradığı hususunun sabit olmadığı, kaldı ki ırza geçme kastının varlığı kabul edilse bile, eyleme devam etmesi mümkün olduğu halde mağduru bırakması ve TCK'nun 61/son maddesi hükmü karşısında, sanığın oluşan eyleminin TCK'nun 416/2. maddesi kapsamında ırz ve namusa tasaddi suçunu oluşturduğu halde, ırza geçmeye eksik teşebbüs olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında, TCK'nun 416/1, 62. maddeleri gereğince iddianame ile dava açıldığı ve C.Savcısı mütalaası da sanığın yokluğunda alındığı halde CMUK'nun 258/son maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nun 61. maddesi uygulanarak karar verilmesi,
Sanığın dava konusu bu eyleminden 1 ay kadar sonra aynı mağdura karşı zorla ırza geçmeye karşı eksik teşebbüste bulunduğu ve Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2000/305 Esas, 2002/309 Karar ve 16.10.2002 günlü kararıyla bu eylemden dolayı 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin teselsül edip etmediği ve TCK'nun 80. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının karar yerinde tartışılmaması suretiyle hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, kazanılmış hak saklı kalmak üzere hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK'nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy