(5237 S. K. m. 247) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Zimmet suçundan şüpheliler Yenal Ansen ve 8 arkadaşı haklarındaki soruşturma evresi sonuncunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14.10.2005 tarihli ve 2005/121458-68399 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine yeniden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mercii Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 9.5.2006 tarihli ve 2006/982 Değişik İş 2006/1292 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi:
Dosya kapsamına göre, müşteki Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü vekilince verilen 6.2.2004 tarihli ve 193 sayılı şikayet dilekçesi ile anılan Bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyeleri ile ticari krediler müdürü ve şube müdürü olan sanıklar tarafından Derya Lastik Fabrikası A.Ş. ve Tekmar Mermer Madencilik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.ne usulsüz krediler kullandırılarak Bankanın zarara uğratıldığından bahisle, haklarında kamu davası açılmasının talep edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, sanıkların eylemleri görevi kötüye kullanmak ve hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal olarak nitelendirilmek suretiyle, suçun türü ve tarihi itibarıyla 4616 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesinde yazılı 5 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, anılan takipsizlik kararına yönelik itirazın mercii Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca reddedildiği,
Bu kez adı geçen Banka vekili tarafından verilen 7.10.2005 tarihli dilekçe ile sanıkların eyleminin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.5.2005 tarihli ve 2004/11-158 sayılı ilamı doğrultusunda 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinde belirtilen zimmet suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olup 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı belirtilerek, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247 ve 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmasının talep edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, daha önce kesinleşen takipsizlik kararının ele alınabilmesi için yeni delillerin ortaya çıkması ve itirazı reddeden mahkeme başkanının dava açılması için izin vermesi gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
Sanıkların eylemleri ile ilgili olarak kamu davası açılması için yeterli delil bulunduğu ve mevcut delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 215.9.2006 gün ve 41702 sayılı Kanun Yararına Bozma talebine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Karar: Türkiye Halk Bankası vekilinin şikayet dilekçesi içeriği ve eylemlerin anlatılış şekline, takipsizlik kararı içeriğine, başvurunun kapsamı ve Yargıtay Kanunun 14. maddesini göre,
Sonuç: İnceleme Yüksek 7.Ceza Dairesinin görevine ait olduğundan Dairemizin Görevsizliğine, dosyanın görevli daireye gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy