(4389 S. K. m. 22) (765 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 53, 248) (4603 S. K. m. 1) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 2, 158, 160) (YCGK. 17.06.2006 T. 2006/5-165 E. 2006/213 K.)
Dava: Zimmet suçundan hükümlüler Süleyman Alp ve Süleyman Yıldız'ın haklarında 5237 sayılı TCK. nun uygulanıp uygulanamayacağı ile ilgili olarak Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.7.2005 gün ve 2002/487 Esas, 2003/89 sayılı ek kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili ve hükümlü Süleyman Yıldız'ın müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davanın esasını çözen veya bunda değişiklik yapan sonuç kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar bile temyiz edilebileceğinden hükümlü müdafii ve müdahil vekilinin isteminin temyiz niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Ceza Genel Kurulunun dairemizce de benimsenen 08.05.2005 gün ve 2005/146-7 sayılı kararında belirtildiği üzere, suç tarihinde kamu bankası aleyhine suç işleyen T.C.Halk Bankası Batman Şubesi şef ve veznedarı olan ve kesinleşen karardaki eylemlerine uyan, 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22/son maddesi hükmü göz önüne alınarak en ağır yaptırımı içermesi sebebiyle TCK. nun 202 ve müteakip maddeleri uyarınca cezalandırılan hükümlülerin, 765 sayılı TCK.nun 2/2 ve 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddeleri gereğince suç tarihinden sonra 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı kanunla Halk Bankası personelinin memur gibi cezalandırması olanağının bulunmaması nedeniyle, artık TCK. hükümlerinde yer alan zimmet suçunun faili olamayacaklarından, eylemlerinin 4389 ve daha sonra yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankalar Yasasında düzenlenen zimmet suçuna uyacağı dikkate alınıp, 5252 sayılı Yasanın 9/1. maddesi, 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasaların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçlar karşılaştırılıp, lehe olan yasanın belirlenebilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi bakımından duruşma açılıp 5252 sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca lehe olan hükmün; önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle saptanması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
CMK. nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulunun dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün 2006/5-165-213 sayılı kararına göre soruşturmanın, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, sanıkların, idari tahkikat sırasında, soruşturma başlamasından önce zimmetine geçirdikleri parayı tamamen iade ettiklerinden cezalarından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine ½ oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
Suçun 5237 Sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafii ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan kararın belirtilen nedenle 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy