(5283 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9, 12) (5237 S. K. m. 250)
Dava: İrtikap suçundan sanıklar Nihat Altınel ve Ahmet Ayabakan'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; mahkumiyetine dair Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.3.2005 gün ve 2004/65 Esas, 2005/33 Karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili ve sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 7.6.2006 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanıklar müdafiine davetiye gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından M. Mahir Durakoğlu hazır olduğu halde oturum açıldı:
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık Nihat Altınel ve adına gelen Avukat Birdane Şimşek huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık Nilat Altınel hakkında (DURUŞMALI), tebligatı almasına rağmen duruşmaya gelmeyen ve kendisini müdafii ile savunmayan sanık Ahmet Ayabakan hakkında (DURUŞMASIZ) inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu. Mazereti tevsik edilmeyen Av. Ali Osman Türe'nin mazeretinin reddine,
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün (BOZULMASINI) istedi.
Hazır olan sanıkta müvekkilinin savunmasına iştirak ettiğini bildirmekle,
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Karar: 5283 sayılı 19.1.2005 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, Kamu Kurum Ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığı'na Devrine Dair yasa hükümlerine göre, SSK hastaneleri ve çalışan personelin sağlık Bakanlığı bünyesine dahil edildiği, nitekim bu yasanın 4/c maddesine göre de; Sağlık hizmeti sunan personelle ilgili açılmış, açılacak davaların bakanlık (Sağlık Bakanlığı) husumeti ile yürütüleceği, bütün hak ve yetkilerin, yükümlülük, alacak ve borçlarıyla birlikte bakanlığa geçeceği hükmü ve SSK Başkanlığının 2.2.2005 günlü dosyaya sunulan yazısından da, 20.2.2005 itibariyle ilgili dosyaların devredilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında, bu durumun araştırılması, Sağlık Bakanlığı'nın bilgilendirilmediğinin anlaşılması halinde ise; halen Sağlık Bakanlığı Personeli sayılan sanıklar hakkındaki iş bu davadan dolayı müdahil olma hak ve yetkisi bulunan Sağlık Bakanlığı'nın haberdar edilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanıklar hakkında Cebri irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün tetkikinde ise;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımından uygulama, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 sayılı Kanunun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy