(765 S. K. m. 214, 219) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Devlet hesabına alım satımda menfaat sağlama suçundan sanıklar C. K. ve M. K. Ç.'ın yapılan yargılanmaları sonunda, rüşvet suçundan mahkumiyetlerine dair Ünye Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.04.2005 gün ve 2003/170 Esas, 2005/98 Karar sayılı hükmün sanık M. K. Ç. müdafii, sanık C. K. ve katılan vekili taraflarından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 17.03.2006 günlü tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 27.02.2008 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık C. ile sanık M. müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından A. D. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık M. K. Ç. adına gelen Av. H. C. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık M. K. Ç. hakkında duruşmalı yapılan tebligat üzerine, sanık c. k. ve müdafiin gelmediği ve ayrıca talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla yargıtay c. savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi.
Yargıtay C. Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 12.03.2008 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Katılan idare vekilinin 28.04.2005 günü yüzüne karşı verilen hükmü yasal süre geçtikten sonra 12.07.2005 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından isteminin CMUK. nun 317. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin sanıkların temyiziyle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Rüşveti aldığı kabul edilen belediye başkanı sanık M. K. Ç.'ın emir ve idare yetkisine sahip olması nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 219/1. maddesi uyarınca cezası artırıldığı halde, rüşveti veren sanık C. K. hakkında aynı Yasanın 214. maddesinin uygulanmaması kanuna aykırı ise de, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
İddianame içeriğine göre sanıkların F. K.'na ait bahçe ve tarla vasfında olan taşınmazı önce toplu konut alanı olarak imar planı içerisine aldıkları, sonra maliki adına hareket eden sanık C. K. ile anlaşarak fahiş fiyatla satın alma yoluyla kamulaştırarak arazi sahibine ve ayrıca kamulaştırma bedeline karşılık sanık C.'a verilen otuz milyar lira meblağlı ve 17.01.2001 tarihli çekin belediye başkanı olan sanık M. K. Ç.'a ödenmesi suretiyle ona haksız çıkar sağlanarak devlet adına alım satıma fesat karıştırma suçunu işlediklerinin iddia edildiği, yapılan yargılama sonunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde usulsüzlük görülmediği, ancak belediye başkanı olan sanığın, belirlenen kamulaştırma bedelinin dolar üzerinden ödenmesini sağlayacak kararı belediye meclisinde alınmasının temini amacıyla söz konusu çek bedelini rüşvet olarak aldığı oluşa uygun olarak kabul edilip, rüşvet alma ve verme suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği, bu durumda dava konusu suçun bütünüyle rüşvet alma ve verme suçlarına dönüştüğü gözetilmeden, ayrıca devlet hesabına yapılan alım veya satımda menfaat sağlama suçundan da beraat kararı verilerek aynı eylemden dolayı iki farklı hüküm kurulması suretiyle çelişki yaratılması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımından uygulama, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 sayılı Kanunun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanıkların hukuki durumlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık C. K., sanık M. K. Ç. müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy