(5252 S. K. m. 9/3) (5271 S. K. m. 34, 230)
Dava: Sarkıntılık suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 105/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4 ve 6. maddeleri uyarınca 1.080 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın ertelenmesine dair T. 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.10.2005 tarih ve 2005/143-474 sayılı kararının; tüm dosya kapsamına göre 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi ve fıkrasında lehe olan hükmün, önceki ve sonraki Kanunların ilgili bütün hükümleri, olaya uygulanarak sonuçlarının birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenlemeye nazaran lehe uygulama yapılırken kanunların bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği cihetle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hükümleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hükümleri karşılaştırılarak lehe Kanun'un tespiti ile ondan sonra tedbir, erteleme ve hapis cezasının yasal sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hükümleri düzenleyen 647 sayılı Kanun ile 765 sayılı Kanun'un konuya ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un infaza ilişkin hükümleri karşılaştırılmak suretiyle lehe hükmün belirlenmesi gerektiği halde, 5237 sayılı Kanun'un eyleme uygulanmasından sonra 647 sayılı Kanun'un lehe olan taraflarının alınıp karma üçüncü bir uygulama yapılamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK. nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.4.2006 gün ve 17426 sayılı yazılı istemine atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı il birlikte tevdi kılınmakla gereği düşünüldü:
Karar: 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK. nun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün ...önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması... suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi, tüm bunların gerekçelerine de yer verilerek hüküm kurulması gerektiği ve 5237 sayılı Kanunun lehe kabulü ile uygulama yapıldıktan sonra 647 sayılı Kanunun lehe olan taraflarının alınıp karma uygulama yapılamayacağının gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı bulunduğundan ve bu nedenle kanun yararına bozmaya dayanan Yargıtay C. Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşıldığından T. 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.10.2005 gün ve 2005/143 esas, 2005/474 sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde merciince yapılmasına 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK. nun 326. maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 05.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy