(5395 S. K. m. 23, 24) (5271 S. K. m. 231, 253, 254) (5237 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 81)
Dava: Zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanıklar İ. T., M. K., İ. L. K. ve İ. K.'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık İ.'in cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, sanıklar M., İ. ve İ.'nın atılı suçtan mahkumiyetlerine dair, Ordu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.01.2006 gün ve 2005/237 Esas, 2006/8 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
Karar: Dairemizin 21.01.2004 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde tanzim edilen 07.04.2001 tarihli tutanak mümzileri jandarma görevlilerinin tespiti için yazılan müzekkere ilgi tutularak Uzunisa Jandarma Karakol Komutanlığınca tanzim olunan ve yetersiz araştırmaya dayanan cevabı yazıya dayanılarak mahkemece jandarma görevlilerinin dinlenmesinden vazgeçildiğinin anlaşılması karşısında; tutanakta sanıkları teslim alan kişi olarak ismi bulunan Astsubay A. K. ile tutanakta imzalan bulunan polis memurlarının dinlenmeleri, yine suç tarihinde karakol komutanlığında görevli olan jandarma görevlilerinin kimler olduğunun ilgili yerlerden ayrıntılı şekilde sorulup açık kimliklerinin tespitinden sonra tanık olarak beyanlarının alınması, bundan sonra suçun tamamlanıp tamamlanmadığının tartışılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 19.12.2006 tarihli 5560 sayılı Yasa değişiklikten önceki 24. maddesi uyarınca, suç tarihinde 15-18 yaş grubu içinde bulunan sanık İ. T.'nin işlediği kabul olunan kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçu için yasa maddesinde öngörülen ceza miktarının alt sınırının 2 yılı aşmaması nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı ve uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu nazara alınarak 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma girişiminde bulunulması, uzlaştırma işleminin sonuçsuz kalması durumunda ve sanık hakkında kazanılmış hak uygulamasının öncesinde belirlenen sonuç cezanın 3 yılın altında kalması da nazara alınarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5560 sayılı Yasa değişikliğinden önceki 23. maddesi uyarınca mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Sanık İ.'nin tekerrüre esas alınan mahkumiyetinin para cezası olması ve 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunla değişik CMK.nun 231. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve 14. fıkrasındaki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında; hükmü veren mahkemece 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca, söz konusu suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunlu olduğu dikkate alındığında, sözü edilen hükümlülükten dolayı uyarlama kararı verilip verilmediği araştırıldıktan sonra sanığın cezasından 765 sayılı TCK.nun 81. maddesi uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağının saptanması gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,
Sonuç: Hükümlerin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek, CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy