(5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 34, 230, 231) (5237 S. K. m. 7, 53) (1412 S. K. m. 321)
Dava: Rüşvet almak ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık A. A.'nun yapılan yargılanması sonunda: eyleminin görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetine dair Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 9.6.2005 gün ve 2004/202 Esas, 2005/179 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ve yüksek 11. Ceza Dairesinin 30.10.2007 günlü görevsizlik kararı ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Karpuzlu İlçesi Tapu Sicil Müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan sanığın, A. A. adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin intikal işlemlerini yapmak için ilgilinin mirasçıları adına işlemleri takip eden M. K.'dan çeşitli masraflar adı altında 850 milyon lirayı alıp, gerçekte tapu kayıtlarında intikale yönelik hiçbir işlem yapmadığı halde Tapu Sicil Müdürlüğünün başka bir işlemini ihtiva eden 4.8.2003 tarih ve 357 yevmiye numarasını vermek suretiyle intikal işlemlerini yapılmış gibi göstererek toplam 17 adet tapu senedini siciline uygundur şerhi ile imzalayıp A. A.'nun mirasçılarına verdiği, mirasçılardan H. K.'nın doğrudan gelir desteği almak için anılan belgeleri Tarım Müdürlüğüne ibraz ettiği ancak bu kurumda Tarım Bakanlığınca oluşturulan çiftçi kayıt sistemi nedeniyle suça konu tapu senetlerinin gerçeği yansıtmadığının hemen tespit edilip olayın ihbar edildiği anlaşılmış, mahkemece de oluşu bu şekilde kabul edilen olayda tapu kütüğünün aslında sahtecilik yapılmamış olması, tapu sicilinin aleni bulunması, müracaat durumunda gerçek kayıtlara her zaman ulaşılabilmesi nedeni ile suça konu tapu senetlerinin aldatma yeteneğinin mevcut olmadığı nazara alınarak sanığın resmi evrakta sahtecilik suçundan beraati yerine yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de,
5252 Sayılı Yasanın 9/3 ve CMK. nun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden soyut gerekçe ile 5237 sayılı Kanunun sanık lehine olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
5237 sayılı TCK. nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, genel ifade ile 53/1. maddesindeki haklardan hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme gelince;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK. nun 7/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan 5278 sayılı Kanun'un 562. maddesinin 1. fıkrası ile CMK. nun 231/5. maddesinde öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının 2 yıla çıkarılması ve anılan yasanın 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması lüzumu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden görevi kötüye kullanma suçu yönünden esası incelenmeyen hükümlerin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.02.2008 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy