(1412 S. K. m. 317) (5237 S. K. m. 7, 43, 53, 55, 62, 247) (4603 S. K. m. 1) (1136 S. K. m. 164) (YCGK. 08.02.2005 T. 2004/5-146 E. 2005/7 K.)
Dava: Müteselsilen nitelikli zimmet ve buna iştirak suçlarından sanıkların yapılan yargılanmaları sonunda; sanık V. T.'in zincirleme surette basit zimmet suçundan mahkûmiyetine, diğer sanıkların ise zimmete iştirak suçundan beraatlarına dair, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 19.9.2006 gün ve 2000/8 Esas, 2006/244 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık V. T. müdafiiyle katılan vekili tarafından istenilmiş ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 02.05.2007 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 14.11.2007 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde hâkimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından A.E. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine, sanık V. T. müdafii tarafından gönderilen 13.11.2007 tarihli faks ile ileri sürdüğü mazeretine dayanarak duruşmanın başka bir güne ertelenmesini istemekte olduğu görüldü:
Yargıtay C. Savcısının uygun görülen mütalaası dairesinde sanık müdafiin mazeretinin reddiyle duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Katılan vekilinin 03.10.2003 tarihli katılma talebinin sanık V.T.'e hasredildiği, dilekçesinde veya yargılama sırasında diğer sanıklarla ilgili davaya katılma istemi olarak değerlendirilebilecek başka bir beyanın da bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin sanıklar K.K., S.K. ve S.S.Ö.'a yönelik temyiz isteminin CMUK.'nun 317 nci maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık V. hakkında kurulan hükümle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 sayılı kararına ve 5237 sayılı TCK.'nun 55/1 inci maddesine göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceği ve anonim şirket şeklinde örgütlenen müdahil bankanın yöneticisi veya denetçisi olmayan sanık hakkında aynı Kanunun 53/1-d-5 inci maddesinin uygulanamayacağı ve bu sebeplerle mahkemece anılan hükümlerin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bunlara dair bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
07.09.2000 tarihli idari soruşturma raporu ve eklerine, bilirkişi kurulu raporlarına, savunmaya, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, Türkiye Emlak Bankası Van Şubesi'nde gişe yetkili memur olarak görev yapan sanığın 1998, 1999 ve 2000 yıllarında şehit aileleri ve malullerine kullandırılan kredilerden ve çeşitli vadeli vadesi TL ve döviz tevdiat hesaplarından, hesap sahiplerinin bilgisi dışında usulsüz işlemlerle para çekerek bir kısmını mal edinip, bir kısmının ise vadeli hesaba dönüştürüp nemasında yararlanmak suretiyle müteselsilen kullanma ve temellük zimmeti suçunu işlediği sabit ise de; vadeli mevduat hesabı sahibi A.E.'in vade bitim tarihini öğrenmek için telefon etmesi üzerine yapılan kontrolde sanığın hesaptaki parayı aldığı ve ödeme fişinin bulunmadığının anlaşıldığı ve zimmet eyleminin ilk tespitinin bu şekilde şubece yapıldıktan sonra müfettiş tarafından araştırmanın sürdürüldüğü, sanığın fiilleri gerçekleştirirken ödeme ve mahsup fişlerinin bir bölümünü ilgilisi yerine taklit imza atarak sahte düzenlediği, bazı ödeme fişlerini ise yok ettiği, alınan üç ayrı bilirkişi heyetinin düzenlediği raporlarda bu hususlar belirtildiği halde 09.06.2004 ve 26.09.2003 tarihli raporlarda yeterli açıklama yapılmadan zimmetin basit olduğu sonucuna varıldığı, raporların yeterli gerekçeden yoksun ve çelişkili oldukları, zimmetin ve tutarının belirlenmesi için hesap sahiplerinin beyanına başvurulduğu, 09.06.2004 tarihli bilirkişi raporunda hesap sahibi tanıklar S.Ş. ve H.E.'in duruşma talimat beyanları değerlendirilerek zimmetin hesaplandığı, sanığın ikrarı veya harici araştırma olmadan eylemlerin tümünün açığa çıkarılmasının mümkün olmadığı ve bu sebeplerle eylemlerin bir kısmının nitelikli olduğu gözetilerek, dava dosyası ve ekleri yeniden konunun uzmanı bilirkişilere tevdi edilerek, raporlar arasındaki farklılığın nedenleri açıklattırılıp, basit usulle ya da dairesini aldatacak ve zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla gerçekleştirilen miktarlar ayrı ayrı ve gerekçeli olarak tespit ettirildikten sonra zimmetin vasfının ve cezasının buna göre belirlenmesi yerine noksan araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2005 gün ve 2005/146-7 sayılı kararında belirtildiği üzere Türkiye Emlak Bankası personeli olan sanığın teselsül eden zimmet suçunun, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 2 ve 5. bentleri gereğince Türkiye Emlak Bankası'nın özel hukuk statüsüne tabi bir anonim şirket haline dönüştürülerek, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK.'lerin uygulanması ve dolayısıyla memur gibi cezalandırma olanağının bulunmaması karşısında, suç tarihleri itibarıyla 765 sayılı TCK. ve özel düzenleme içeren 4389 ve bilahare yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankalar Kanunu'na tabi kılındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK.'nun 7/2 nci maddesi de değerlendirilmek suretiyle bunlardan lehine olan kanun hükümlerine göre uygulama yapılması gerekirken, banka personeli sanık hakkında 5237 sayılı TCK.'nun kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen 247/1, 43, 62 ve 53 üncü maddeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Davada kendisini vekille temsil ettiren katılan yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve katılan vekiliyle sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK.'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 16.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy