(5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 34, 230, 231) (5275 S. K. m. 108, 122) (5237 S. K. m. 7, 58)
Dava: Sarkıntılık ve tehdit suçlarından sanık A.P.'ın yapılan yargılanması sonunda, sarkıntılık eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğunun kabulü ile atılı diğer suçtan mahkumiyetine dair, Söğüt Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 23.11.2005 gün ve 2005/69 Esas, 2005/124 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yargıtay C. Başsavcılığının iade kararında n önce verilen 24.12.2003 gün ve 2003/121 Esas, 2003/122 Karar sayılı hükmün O Yer C. Savcısı tarafından aleyhe temyiz edildiğinden tebliğnamedeki 2 nolu bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Yasa'nın 9/3 ve CMK.'nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinin (4), (5) ve (6) . fıkralarında Hakim, mükerrir hakkında cezanın itirazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir denmiştir. Denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY.'nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Sanığın tekerrüre esas alınan mahkumiyetlerinin 2 yıldan az hapis cezası olması ve 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunla değişik CMK.'nun 231. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve 14. fıkrasındaki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında: hükmü veren mahkemece 5237 sayılı TCK.'nun7/2. maddesi uyarınca, söz konusu suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunlu olduğu dikkate alındığında, sözü edilen hükümlülükten dolayı uyarlama kararı verilip verilmediği araştırıldıktan sonra tekerrür hükümlerinin ve cezanın TCK.'nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilip verilemeyeceğinin saptanması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 122. maddesi ile 674 sayılı
CİK.'nun yürürlükten kaldırıldığı halde tehdit suçundan kurulan hükümde ödenmeyen para cezasına gecikme zammı uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy