(5237 S. K. m. 53)
Dava: Zimmet suçundan sanıklar A.K. ve A.K.'nun yapılan yargılanmaları sonunda; mahkumiyetlerine dair, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.03.2006 gün ve 2006/58 Esas, 2006/109 Karar sayılı hükmün süresi içinde sanıklar müdafiileri taraflarından temyiz edilmesi ve sanıklar yönünden incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 21.06.2007 günlü tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle 30.01.2008 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanıklar müdafiilerine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından M.R.K. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki ve ibraz eylediği vekaletnameye dayanarak sanıklar A.K. ile A.K. ve adlarına gelen Av. Y.Y. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanıklar haklarında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanıklar müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkilleri hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Hazır olan sanıklar müdafiilerinin savunmalarına iştirak ettiklerini beyan ederek haklarındaki hükmün BOZULMASINI, istediler.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanıklar müdafii savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 20.02.2008 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
S.S. Özmerve Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulunda başkan yardımcısı olarak görev yapan sanık A.K. ve muhasip üye olarak görev yapan sanık A.K.'nun kooperatifin müteahhit firması olan Yazgan Yapı Sanayi ve Ltd. Şirketine ait 08.01.1998 tarih ve 1.100.000.000 lira ve 18.02.1998 tarih ve 1.400.000.000. lira bedelli para makbuzlarını sahte olarak düzenleyerek gerçekte bu makbuz bedelleri müteahhit firmaya ödenmediği halde kooperatif kayıtlarında ödenmiş gibi gösterilip zimmet suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmişse de; anılan kooperatifin tüzel kişilik kazandığı 08.04.1994 tarihinden 1998 yılı başlarına kadar müteahhit firma ile aynı büroda faaliyetlerine devam ettiği, kooperatifin bütün işlemlerinin müteahhit firma temsilcisi E.Y. ve sekreteri P.Ö. tarafından birlikte yürütüldüğü, hatta yönetim kurulu tarafından bu kişilere noterden verdikleri vekaletnameler ile tahsili dahil olmak üzere birçok yetkinin verildiği, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin resmi iş ve işlemlerle doğrudan ilgilenmedikleri, 28.03.1998 tarihinde yeni oluşturan yönetim kurulu ile müteahhit firma temsilcisi arasında çıkan ihtilaflar üzerine taraflar arasındaki sözleşme kooperatifçe tek taraflı feshedildiği, karşılıklı birçok hukuk ve ceza davaları açıldığı, müteahhit E.Y.'ın kooperatif yöneticileri hakkında değişik bir çok ithamla birlikte suça konu olayı da bütün açıklığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yazdığı dilekçe ile bildirmesi üzerine durumun meydana çıktığı, E.Y.'ın 11.02.1999 günlü savcılıktaki beyanında kooperatifin kayıtlarına yansıyan bu durumu muhasebeci H.C.'den öğrendiğini beyan ettiği halde muhasebeci H.C. 16.02.1999 günlü savcılık beyanında bu durumdan bilgisi olmadığını belirttiği, bu kez E.Y. idari soruşturma safhasında kontrolörlüğe gönderdiği 08.11.1999 günlü dilekçesinde ise bu durumu Yeminli Mali Müşavir İ.Ş. vesilesiyle öğrendiğini belirttiği, yine E.Y. 14.02.2002 günlü celsede tanık sıfatıyla verdiği beyanında kooperatif yöneticilerinden M.E. ve M. C.'ın kendisine gelip suça konu meblağları içeren makbuzları vermelerini istediklerini, makbuzu kestiğini ancak karşılığı olan para ödenmediği için makbuzları kendilerine vermeyip iptal ettiğini bildirdiği ve nihayet 02.07.2004 günlü mahkemeye verdiği dilekçesi ile söz konusu paranın sanıklarca ödendiğini bu ödemenin sekreteri tarafından şirket muhasebecisine bildirilmediği için kayıtlara geçmediğini bu durumu sonradan yaptığı araştırma sonucunda öğrendiğini bildirdiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü Kontrolörlüğü'nce düzenlenen 17.12.1999 gün ve 11 sayılı suç duyurusu raporu ve bu rapora dayanak teşkil eden 14.12.1999 günlü inceleme raporlarında ayrıntılarıyla belirtildiği şekilde yönetim kurulu üyelerinin iş ve işlemlerinde birçok hatalar ve noksanlıklar saptandığı, 1995 yılından başlamak üzere bir çok gelir ve giderin zamanında ve düzenli olarak kayıtlara geçirilmediğinin tespit edildiği, bu tespitlerde nazara alındığında suça konu makbuzlarla ilgili ödemelerin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığının, yine suça konu makbuzların kooperatif kayıtlarına işlenme tarihinin sıhhati hususlarında tereddüt hasıl olduğu suça konu makbuzların silik ve faks cihazından çıkan fotokopiler olup ayrıca imza ve yazıların aidiyeti hususunda her hangi bir inceleme yapılmamış olduğu, eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin tamamının ve bir kısım tanıkların suça konu makbuzlardaki paranın müteahhide ödendiğini belirttikleri, hükme esas alınan 09.04.2003 havale tarihli bilirkişiler raporunda da tespit edildiği üzere her ne kadar suç tarihlerinde kooperatifin kasasında suça konu makbuz tutarlarını ödemeye yetecek kadar para olmadığı anlaşılmışsa da, bu makbuzların muhasebe kayıtlarına işlendiği 28.02.1998 tarih itibariyle kasanın bu tutarı ödemeye müsait hale geldiği hususları da nazara alındığında; sanıkların atılı zimmet suçundan cezalandırılmalarına yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı kanıtların mevcut bulunmadığı ancak kooperatifin yönetim idaresini uzun yıllar müşteki müteahhit E.Y.'a bırakmak suretiyle görevlerinin gereklerine aykırı davrandıkları, fakat suçun işlendiği 18.02.1998 tarihinden hüküm tarihine kadar bu suçun kanunda öngörülen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
5237 sayılı TCK.'nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Suçun 5237 Sayılı TCK.'nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy