(5237 S. K. m. 43, 53, 55, 204) (765 S. K. m. 59, 80, 339, 342) (1163 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 231) (5275 S. K. m. 99) (YCGK. 04.03.2008 T. 2008/6-47 E. 2008/43 K.)
Dava ve Karar: Nitelikli zimmet ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık Rafet'in yapılan yargılanması sonunda; zimmet suçundan lehe kabul edilen 5237 sayılı, atılı diğer suçtan 765 sayılı Yasa hükümleri uyarınca mahkumiyetine dair, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 29.11.2005 gün ve 2005/208 Esas, 2005/272 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığı'ndan tebligname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Teselsül eden son suç tarihinin 31.08.1997 olarak mahallinde karar başlığına ilavesi olanaklı kabul edilmiş, mahkemenin gerekçesine ve mevcut uygulamaya göre hükmün 2. bendinde basit kullanma zimmeti suçunu işlediği şeklindeki ibarenin yazım hatası olduğu değerlendirilmiş, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/son maddesi gereğince, kooperatif memurlarının, kooperatifin para ve malları ile evrak ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlar nedeniyle kamu görevlileri gibi cezalandırılacaklarının hükme bağlanmış olması karşısında, kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan sanığın kooperatif ana sözleşmesinin 46. maddesi uyarınca kooperatife ait evrakın muteber olması için gerekli olan temsile yetkili iki kişinin imzasından birini suç tarihinde yönetimde yer almayan N.'nin imzasını atmak suretiyle kooperatife ait çekleri sahte olarak düzenlemek şeklindeki eyleminin suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 339 ve 80. maddelerindeki resmi belgede sahtecilik, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 204/2 ve 43. maddeleri uyarınca da kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde lehe kabul edilen 765 sayılı TCK'nın 342/1, 80 ve 59. maddeleri ile hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2008 tarih ve 6-47/43 sayılı kararında da açıklandığı üzere uygulama yeri olmayan 765 sayılı TCK'nın 342/1, 80 ve 59. maddelerinin yerel mahkemece uygulanmış olması sebebiyle ceza 1 yıl 11 ay 10 gün hapse kadar düşmüş ve 5271 sayılı Yasa'nın 231. maddesinde düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanığın sabit kabul edilen eyleminin asıl cezası 1 yıl 11 ay 10 gün olmayıp, lehe olan 765 sayılı TCK'nın 339, 80 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay olacağından; hükmolunması gereken ceza miktarı itibarıyla, CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına olanak bulunmadığı anlaşılmış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 sayılı kararına göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda, 5237 sayılı TCK'nın 55/2. maddesi uyarınca zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında 5237 sayılı Yasa'nın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanması yerine infaz süresince yoksun bırakılma kararı verilmesi,
5237 sayılı Yasa'nın 53/5. maddesi uyarınca uygulama yapılırken suçun 5237 sayılı Yasa'nın 53/1-d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği gözetilmeksizin anılan Yasa'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılmasına hükmedilmesi,
Zimmet suçundan lehe kabul edilerek 5237 sayılı Yasa'ya göre hüküm kurulmuş olması karşısında 5275 sayılı Yasa'nın 99. maddesinde, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği hükmüne yer verilmiş ise de, bu hükmün uygulanabilmesi için, hükmolunan cezaların kesinleşmesi ve infaz edilebilme koşullarını kazanmaları gerektiği, kesinleşmeyen hükümlerdeki cezaların yeni ceza sisteminde toplanmasına yasal olanak bulunmadığı gözetilmeksizin, uygulama maddesi de gösterilmeksizin cezaların içtimaına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasa'nın 322. maddesi uyarınca, hükümde yer alan cezaların içtimaına, 5237 sayılı Yasa'nın 53/5. maddesinin uygulanması ile kazanç müsaderesine ve nispi harca ilişkin kısımların çıkarılması ve mahkemenin takdiri de gözetilerek hüküm fıkrasına sanığın 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanmasına ve suçun 5237 sayılı Yasa'nın 53/1-d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle anılan Yasa'nın 53/5. maddesi uyarınca takdiren 5 yıl süreyle cezanın infazından sonra işlemek üzere 53/1-d maddesinde sayılan kooperatif yöneticisi olmak hak ve yetkisinin kullanılmasından yasaklanmasına ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy