(5237 S. K. m. 53, 247) (765 S. K. m. 38) (818 S. K. m. 49) (5320 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Zimmet suçundan sanık K. K.'nın yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 22.12.2006 gün ve 2005/503 Esas, 2006/604 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Kooperatif başkanı sanığın Kooperatif üyesi H. A.'ün aidat olarak gönderdiği toplam 52.50 TL.'yi hesaplara aktarmayarak zimmetine geçirdiğinden bahisle hükümlülüğüne karar verilmişse de;
Soruşturma evresinde bilirkişi S. P.'dan alınan 09.03.1999 günlü rapor ile bilirkişiler M. D., K. P. ve Ü. Ç.'nin düzenledikleri raporda; H. A.'ün aidat hesabına yatırılmak üzere gönderilen 102.500.000 (102.50) liranın sanık K. K. tarafından zimmete geçirildiği belirlenmiş, buna karşılık kovuşturma evresinde bilirkişilerden alınan 10.03.2003 günlü raporda ise; sanığın müşteki H. A.'ün gönderdiği 102.500.000 (102.50) lirayı kooperatif hesaplarına intikal ettirmemişse de sanığın 13.07.1997 tarihli mizanda kooperatiften 126.890.500 (126.89) lira alacaklı olup bunun kooperatife yaptırmış olduğu iş karşılığı harcadığı paralar olduğu, bu harcamalar arasında müşteki adına bankadan çektiği paraların bulunduğu ve zimmet suçunun maddi unsurlarının oluşmadığı mütalaa edilmiş, raporlar arasındaki çelişki ise giderilmemiştir.
Bu itibarla; emekli Sayıştay denetçilerinden oluşturulacak bilirkişilere dava dosyası ve ekleri tevdi edilerek bu çelişkiyi gideren, sanığın kooperatiften alacağı bulunup bulunmadığı, alacağı varsa bunun neden kaynaklandığı, sanığın kendi parasından kooperatif için yaptığı harcamalar varsa tutarının ne kadar olduğu, buna göre sanığın zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı ile varsa miktarını belirleyen ayrıntılı rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca nazaran bir karara varılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
5320 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince uygulanması gereken 765 sayılı TCK.'nun 38. maddesi ve BK.'nun 49. maddesine göre özel bir hüküm olup, ceza mahkemelerinin manevi tazminata hükmetmesinin, işlenen fiilin şeref ve haysiyeti ihlal etmesine bağlı olduğu, genel adaba aykırı suçlar ile bedensel bütünlüğe karşı işlenen fiiller dışında kalan, şeref ve haysiyete dokunmayan fiillerden dolayı ceza mahkemelerince manevi tazminata hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi,
5237 sayılı TCK.'nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bunu da kapsayacak biçimde hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar 53/1. maddede yer alan bütün haklardan ve bunları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy