(5237 S. K. m. 103, 109, 233) (5271 S. K. m. 63)
Dava: Çocuğun basit ve nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçlarından sanıklar Z. T., K. A., S. K., O. T., Y. K., A. A., B. B. ve A. A.'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Z.'nin atılı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali, sanık K.'ın ise ırza geçme suçundan mahkumiyetlerine, sanıklar K., S., O., Y., A. ve B.'in atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraetlerine, sanıklar O., S., Y., A., B. ve A.'ın eylemleri reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulüyle şikayet yokluğundan düşürülmesine dair Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.05.2008 gün ve 2007/291 Esas, 2008/131 Karar sayılı hükümlerin sanıklar S., K. ve Z. müdafileri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi, ırza geçme suçu yönünden resen de temyize tabi olması ve sanık K. müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 18.02.2009 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Ali Elbeyli hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanığın müdafii gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Karar: Sanıklar K. A., S. K., O. T., Y. K., A. A. ve B. B. haklarında mağdure S. K.'a karşı işledikleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı bozmadan sonra yeniden hüküm kurulmuş ve bu kurulan hüküm de katılan vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, sanıkların bu suçlarından dolayı 16.01.2007 tarihinde verilen ilk hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, sonradan kurulan hükmün de hukuksal değerden yoksun olup temyiz hakkı vermeyeceğinden, katılan vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz talebinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık Z.'nin atılı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali ve sanık K.'ın ise ırza geçme suçlarından mahkumiyetleri ile sanıklar O., S., Y., A., B. ve A.'ın eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilip şikayet yokluğu nedeniyle haklarındaki davaların düşürülmesine dair kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yaşına itiraz edilen mağdurenin kemik grafileri çektirilerek Burhaniye Devlet Hastanesinden alınan 14.11.2006 günlü Sağlık Kurulu raporunda film çekilme tarihi itibariyle 16 yaşında olduğu, 22.12.2006 tarihli Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığınca verilen raporunda kemik yaşına göre 16 yaş içerisinde ve nüfustaki yaşı ile uyumlu bulunduğu belirtilmiş, bozma sonrası yaşının tespitine ilişkin Burhaniye Devlet Hastanesinin 31.03.2008 günlü Sağlık Kurulu raporuna göre ise kemik yaşı 18 yaş ve üzeri ile uyumlu olduğunun bildirilmiş olması dikkate alınarak raporlar arasındaki bu farklılığın giderilmesi ve sanıklara isnat edilen suçların oluşumu ve unsurlarına önemli etkisi nazara alınarak mağdurenin gerçek yaşının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar S., K. ve Z. müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, ırza geçme suçu yönünden re'sen de temyize tabi olan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy