(4603 S. K. m. 1) (5237 S. K. m. 7, 43, 53, 62, 212, 247, 248) (5271 S. K. m. 2, 158, 160) (YCGK. 17.06.2006 T. 2006/5-165 E. 2006/213 K.)
Dava: Zimmet suçundan hükümlü A. hakkında 5237 sayılı TCK. nun uygulanıp uygulanamayacağı ile ilgili olarak Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 09.05.2006 gün ve 2006/108 Esas, 2006/234 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 8.2.2005 gün ve 2005/146-7 sayılı kararında belirtildiği üzere T.C Ziraat Bankası personeli olan sanığın teselsül eden nitelikli zimmet suçunun 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. bentleri gereğince Türkiye Ziraat Bankası özel hukuk statüsüne tabi bir anonim şirket haline dönüştürülerek, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'lerin uygulanması ve dolayısıyla memur gibi cezalandırma olanağının bulunmaması ve özel düzenleme içeren 4389 ve bilahare yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankalar Yasasına tabi kılındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK. nun 7/2. maddesi de değerlendirilmek suretiyle bunlardan lehine olan kanun hükümlerine göre uyarlama yapılması gerekirken, banka personeli sanık hakkında 5237 sayılı TCK. nun kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen 247/1, 43, 248/1, 62, 53. maddeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK. nun 212. maddesindeki sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur biçimindeki düzenleme nedeniyle, zimmet suçunu işlerken sahte tahsilat alındısı, mahsup ve tediye fişi düzenleyen ve bunlara birinci derecede yetkili olarak imza atan sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
CMK. nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulunun dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün 2006/5-165-213 sayılı kararına göre soruşturmanın, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, sanığın 22.07.1998 tarihinde idari tahkikat sırasında, soruşturma başlamasından önce zimmetlerine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği anlaşılmasına rağmen 5237 sayılı TCK. nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine 1/2 oranında indirim yapılması,
5237 Sayılı Yasanın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanması yerine bunlardan infaz süresince yoksun bırakılma kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı hükümlü müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy