(5271 S. K. m. 109, 111, 271, 309) (5237 S. K. m. 252)
Dava: Yargı mensuplarına rüşvet vermek suçundan sanık Süleyman Bölünmez hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2006/44122 soruşturma sayısı ile yapılan soruşturma evresi sırasında adı geçenin Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 20.3.2008 tarih ve 2008/374 müteferrik sayılı kararıyla tutuklanmasını müteakip, soruşturmanın devamı sırasında tahliye edilmesine yönelik şüpheli vekilinin talebinin reddine dair Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.4.2008 tarih ve 2008/551 müteferrik sayılı kararına yapılan itirazın kabulüyle şüphelinin tahliyesine, 5271 sayılı CMK. nun 109/3-b maddesi gereğince şüphelinin haftada bir pazartesi günleri mesai saatleri dahilinde ikametgahına en yakın polis karakoluna müracaat edip imza atması suretiyle adli kontrol altında bulundurulmasına ilişkin Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.4.2008 tarih ve 2008/148 değişik iş sayılı kararına Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın reddine dair Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.4.2008 tarih ve 2008/546 değişik iş sayılı kararının;
Dosya kapsamına göre, tutuklu olan şüphelinin tahliye edilmesine yönelik şüpheli vekilinin talebinin Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 15.4.2008 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine yapılan itirazın kabul edilerek şüphelinin tahliyesine, 5271 sayılı CMK. nun 109/3-b maddesi gereğince şüphelinin haftada bir pazartesi günleri mesai saatleri dahilinde ikametgahına en yakın polis karakoluna müracaat edip imza atması suretiyle adli kontrol altında bulundurulmasına ilişkin Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.4.2008 tarihli kararına Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan itirazın, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesin olduğundan bahisle reddine dair Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nce karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesindeki İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir., 4. fıkrasındaki Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. ve yine anılan Kanun'un 111/2. maddesindeki Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. şeklindeki düzenlemeler karşısında, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nce ilk defa şüpheli hakkında tahliye ve adli kontrole ilişkin karar verildiği cihetle, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 18.4.2008 tarihli itiraz üzerine bir karar verilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, yazılı şekildeki gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülemediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26.5.2008 gün ve 29640 sayılı Kanun Yararına Bozma talebine atfen C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Sonuç: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşıldığından Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.4.2008 tarih ve 2008/546 değişik iş sayılı kararının; CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde merciince yapılmasına ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy