(1412 S. K. m. 318) (5237 S. K. m. 3, 43, 53, 249) (399 S. KHK. m. 11)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiin duruşma isteminin C.M.U.K.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Katılan vekilinin dilekçesi içeriğine göre temyiz isteminin özel belgede sahtecilik suçuna yönelik olduğu anlaşılmış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sapanca PTT Merkez Müdürlüğünde müdür vekili olarak görev yapan sanığın değişik zamanlarda posta çeki hesaplarından para çekip uyarı ve ihtar olmaksızın daha sonra hesaba iade yaparak müfettiş raporunda belirtildiği şekilde 267.46 lira nemadan istifade etmek suretiyle işlediği kabul edilen kullanma zimmeti suçuyla ilgili olarak olayın oluş şekli, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanığın kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu göz önüne alınarak temel cezanın ve zincirleme suç sebebiyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, çok daha yüksek miktardaki zimmet suçlarında uygulanmadığı halde işlenen fiillerde büyük ağırlık bulunmadığı da gözetilmeden, belirtilen ilkelere ve 5237 Sayılı T.C.K.nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak takdirde hataya düşülerek temel cezanın ve 43. madde gereğince yapılan artırımın asgari haddin çok üzerinde belirlenmesi,
Kullanma zimmetinde suçun konusunun kullanmayla elde olunan yarar (nema) olması karşısında, değer azlığının kullanmayla elde edilen yarar miktarı esas alınarak belirlenmesi gerektiği cihetle; suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü nazara alınıp müfettiş raporunda belirtildiği şekilde 267.46 lira nemanın azlığı sebebiyle T.C.K.nın 249. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek sanık hakkında fazla ceza tayini,
5237 Sayılı T.C.K.nın 53/5. maddesinde yer alan ... cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kötüye kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir şeklindeki düzenlemeye göre; cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup sanık hakkında zimmet suçundan hükmedilen 3 yıl 9 ay hapis cezasını geçemeyeceği gözetilmeden 5 yıl süreyle 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanma kararı verilmesi,
20.3.2008 tarihli bilirkişi raporunda belgelerin iğfal kabiliyetine haiz oldukları mütalaa edilmekle birlikte, müfettişler tarafından düzenlenen 4.7.2007 tarihli raporun 8. sayfasında PTT bank işlem belgesindeki imzaların çıplak gözle yapılan kontrolünde belediye mutemetlerine ait olmadığının belirtilmesi karşısında, sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hakime ait olduğu nazara alınarak suça konu belgenin aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğunun kararın gerekçe bölümünde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sahtecilik suçunun 5237 Sayılı Kanunun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması, Kabule göre de:
399 Sayılı KHK'nin 3771 Sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik 11. maddesinin ilk ve b fıkralarında her çeşit personelin teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına ve para hükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlarla bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve defterleri üzerinde işledikleri suçlar ile ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında Türk Ceza Kanununun 2. kitap 3. ve altıncı babındaki hükümler uygulanır belirlemesi karşısında sanığın eyleminin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfının tayininde hataya düşülmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy