(5271 S. K. m. 40, 147, 150, 225)
Dava: Basit cinsel istismar suçundan sanık K. K.'ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkumiyetine dair, Uşak 2. Asliye Ceza mahkemesinden verilen 14.11.2008 gün ve 2006/201 Esas, 2008/626 Karar sayılı hükme karşı sanığın temyiz talebinin yasal süreden sonra yapıldığından bahisle reddine ilişkin aynı Mahkemenin 26.01.2009 gün ve 2006/201 Esas, 2008/626 sayılı Ek Kararının süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Tensibin yapıldığı tarihte üst sınırı beş yıl olan suçlar için zorunlu olduğundan CMK.nun 150/3. maddesi uyarınca müdafii atanmış ise de; sanık bundan haberdar edilmemiş ve 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile anılan madde değiştirilmiş, bu tarihten sonra ki uygulamalarda alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için zorunlu müdafii atanması öngörülmüş olup, sanığa müdafii atanması şartı kalktığından, yakalama emrinin infaz edilip beyanının alındığı 24.05.2008 tarihinde ancak, CMK.nun 147. maddesi gereği talep halinde müdafii tayin edilebileceğinden ve bu yönde bir talebi bulunmadığından, keza 02.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmesi ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde de istem olmadan müdafii atanması halinde iddianamenin tebliği için çıkarılan çağrı kağıdına ayrıca "tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde müdafii bulunup bulunmadığını bildirmesi bildirimde bulunmadığı takdirde barodan bir müdafii görevlendirmesinin isteneceği hususunu hatırlatan meşruhat verilir hükmü ne nazaran da anılan bildirimin yapıldığına dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığından, zorunlu müdafiin yüzüne karşı verilen ve temyiz edilmeyen kararın sanığa tebliği gerektiği, ancak tebliğ edilmediği için CMK.nun 40 ve devamı maddelerine göre süresinin geçirilmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı ve eski hale getirme nedeninin oluştuğu gözetilip, istemin süresi içinde yapıldığı kabul edilerek, usul ve yasaya uygun düşmeyen temyiz talebinin reddine dair 26.01.2009 gün ve 2006/201 Esas, 2008/626 sayılı kararın kaldırılarak işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: CMK.nun 225. maddesi hükmü ve 09.03.2006 tarihli iddianamedeki suç tarihi ile anlatım nazara alındığında, sanığın bedensel temas içeren eylemlerinden bahsedilmediği, sadece sanıkla mağdurenin birbirlerine gönderdikleri mesaj içeriklerinden cinsel istismar suçunun oluştuğu iddia edilerek kamu davasının açıldığı, ancak, mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarında belirtilen dönemde sanığın bedensel temas yoluyla cinsel istismarda bulunmadığını ifade ettiği, kovuşturmadaki anlatımlarının ise çelişkili olduğu, sanığın da suçu kabul etmemesi sebebiyle mesajların gerçekleşmiş fiiller olduğuna delalet etmeyeceği, tek başına varlıklarının cinsel taciz suçunu oluşturacağı suç döneminde basit cinsel istismar suçunu işlediğine dair mahkumiyete yeterli delil elde edilemediği, bu itibarla sabit olan müteselsil cinsel taciz suçundan sanığın cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy