(1412 S. K. m. 318) (5237 S. K. m. 212, 247) (1412 S. K. m. 150, 151) (5320 S. K. m. 8)
Dava: Basit zimmet suçundan sanıklar H., M. ve M.'in yapılan yargılanmaları sonunda; sanık H.'in beraetine, sanıklar M. ve M.'in nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetlerine dair, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinden bozma üzerine verilen 23.05.2008 gün ve 2006/287 Esas, 2008/125 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık M. müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, sanığa tayin olunan cezanın miktarı nazara alınarak 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK. nun 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği üzere Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 23.07.2002 gün 101-21, 76-14 sayılı raporunda sanık F.'in tek başına işlediği ileri sürülen zimmetin konusu ile ilgili olarak gemi acentasına verilen 15.07.1999 tarihli tahsilat makbuzu ile raporun ek 7/13 sırasında bulunan tahsilat makbuzunun alt nüshası Adli Tıp Kurumunun İlgili İhtisas Dairesine gönderilerek makbuzlardaki imza ve yazıların bu ve diğer sanıklardan hangisinin olduğu hususunda görüş sorulması, müteakiben dava dosyasının emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile her bir sanığın müştereken ve ayrı ayrı sorumlu tutuldukları makbuzlardaki zimmet miktarlarını açıklayıcı rapor alınması, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suça konu makbuzların aldatma yeteneği bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra 5237 sayılı TCK. nun 212. maddesi gereğince, sanıkların eylemlerinin sahtecilik suçu yönünden de değerlendirilerek sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanıklara isnat edilen suçun cezası itibariyle, CMK. nun 150/3 ve 151/1. maddeleri gereğince, kararın verildiği oturumda sanık M.'u savunacak müdafii bulundurması sağlanmadan ve ek savunma hakkı da verilmeden 5237 sayılı TCK. nun 247/1-2. maddesinden hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK. nun 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 09.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy