(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 7, 247) (5271 S. K. m. 34, 216, 230, 232, 233, 234, 289) (5252 S. K. m. 9) (5320 S. K. Geç. m. 1) (3628 S. K. m. 18)
Dava ve Karar: Nitelikli zimmet suçundan sanık Ö.A.'nın yapılan yargılanması sonunda; eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğunun ve lehe olduğunun kabulü ile 5237 sayılı yasa hükümlerine göre mahkumiyetine dair, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden bozma üzerine verilen 19.09.2005 gün ve 2005/138 Esas, 2005/141 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ile sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ve ek tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.'nun 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararları sanıkları, katılanı ve C. Savcısını tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulmaması,
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.'nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleri ile birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi,
5320 sayılı Yasanın 11.05.2005 tarihli 5347 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. maddesinin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır hükmü nazara alınarak iddianame ve şahsi hak talep tarihleri gözetilerek katılan vekilinin tazminat istemi konusunda bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3628 sayılı Yasanın 18. maddesine göre hazine ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının bu suçun mağduru ve suçtan zarar göreni oldukları, bu sıfatlarının gereği olarak CMK.'nun 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmeleri için Hazinenin ve Maliye Bakanlığı Baş hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün duruşmadan haberdar edilerek CMK.'nun öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Karar başlığında suç yerinin gösterilmemesi ve 30.09.1998 tarihinden 15.12.2000 gününe kadar teselsül eden suç tarihinin ise doğru olarak belirtilmemesi suretiyle 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Gerekçeli kararda iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlere ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki düşüncesine yer verilmeyerek 5271 sayılı CMK.'nun 230/1-a-b maddesine aykırı davranılması,
Hükmün tefhim edildiği celsede duruşmaya gelmeyen sanık verine müdafiinden son sözlerinin sorulmaması suretiyle CMK.'nun 216/3. maddesi ihlal edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.'nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy