(5237 S. K. m. 53, 252) (YCGK. 30.03.2010 T. 2009/5-167 E. 2010/70 K.)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Karar: Sanık hakkında rüşvet almak ve hakaret suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda 17.06.2008 tarihli ilamla, sanığın rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu ilam aleyhine sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından, süresi içinde süre tutum dilekçesi verilmek suretiyle temyiz yoluna başvurulduğu, hakaret suçu yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığının fark edilmesi üzerine re'sen taraflar çağrılarak yeniden duruşma açıldığı ve 21.10.2008 tarihli ek kararla sanığın hakaret suçundan beraatine karar verildiği, O Yer Cumhuriyet Savcısının 26.12.2008 tarihli ayrıntılı temyiz dilekçesi ile her iki suç yönünden temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmakla, O Yer Cumhuriyet Savcısının hakaret suçuna ilişkin temyiz dilekçesinin 1 haftalık kanuni süreden sonra verilmesi nedeniyle bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin REDDİYLE, incelemenin rüşvet suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Rüşvet suçu 5237 sayılı TCK'nın suç tarihinde yürürlükte bulunan 252 nci maddesine göre; bir kamu görevlisinin görevlerinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıyla oluşacak ve ayrıca bu suçta her iki tarafın da gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest iradeyle yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçu meydana gelecektir.
Cebri irtikap suçu ise, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesiyle başlayıp, bu sıkıştırma karşısında mağdurun da memurun haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesiyle oluşur. Kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada mağdur meşru zeminde bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahildir. Manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekir.
Somut olayda; Finike İlçe Tarım Müdürlüğünde Çevre Sağlık Teknisyeni ve Gıda Denetçi Yardımcısı olarak görev yapan ve en az 2 denetçi/denetçi yardımcısıyla birlikte gıda maddeleri üreten işyerlerinin gıda sertifikası olup olmadığı konusunda araştırma ve denetleme yapma; en az 3 denetçi/denetçi yardımcısıyla birlikte gıda üretim izni olmayan işyerlerinin kapatılması konusunda işlem yapma yetkisi bulunan sanık Ahmet Sarıkaya'nın 25.09.2007 günü, Finike ilçesi Turunçova beldesinde bulunan ekmek fırınını, işyeri sahibi olan babası S. D.'un verdiği yetkiyle başka şahıslara kiraya vermek suretiyle işletmekte olan katılan A. D.'un telefonuna sesli mesaj göndererek ve telefonla arayarak katılanın Finike Tarım İlçe Müdürlüğüne gelmesini istediği, bunun üzerine katılanın aynı gün söz konusu yere gittiği ve müdürlük binasının önündeki bahçede sanıkla katılanın buluştukları, sanığın burada katılana Bu işler böyle olmuyor, fırında muhatap bulamıyoruz, fırının gıda üretim sertifikası yok, sana 6.800 YTL ceza yazarım, yarına kadar bana 1.000 YTL para getir, yoksa fırını kapatırım, bir daha açamazsın, sen de zarar edersin. dediği, buna karşılık katılanın sanığa fırını işletmediğini, sadece kira geliri elde ettiğini söylediği, ancak sanığın katılana Yarına kadar 1.000 YTL para getir, yoksa fırını kapatacağım. dediği, sanığın 26.09.2007 günü iftar saatine yakın bir saatte Tarım İlçe Müdürlüğüne ait resmi araçla fırına geldiği ve işçi olarak çalışan tanık Ö. T.'ya Buranın sorumlusu kim, ben muhatap arıyorum, Arda nerede? diyerek bağırdığı, tanık Ö. T.'nın sanığa ne söylemek istiyorsa kendisine söyleyebileceğini beyan ettiği, ancak sanığın A. denilen adam bu akşam beni bulacak. diye bağırmaya devam ettiği, bunun üzerine tanık Ö. T.'nın sanığa şikayetçiye iletilmek üzere not bırakabileceğini söylediği, sanığın masanın üzerinde bulunan posta zarfına el yazısı ile İlçe Tarımdan A. geldi. şeklinde not yazarak bıraktığı ve tanık Ö. T.'ya A.a denilen adam bu akşam beni bulacak, yoksa yarın köpek gibi arkamdan koşturur. diyerek fırından ayrıldığı, tanık Ö. T.'nın bir süre sonra fırına gelen katılana durumu anlattığı, bunun üzerine katılanın sanıkla durumu konuşmak üzere Tarım İlçe Müdürlüğü'ne gittiği, ancak sanığı burada bulamadığı, daha sonra sanık hakkında şikayetçi olmak üzere Finike Cumhuriyet Başsavcılığına ve Finike İlçe Jandarma Komutanlığına müracaatta bulunduğu,
Olayla ilgili olarak müracaatta bulunan katılanın 26.09.2007 günü akşam saatlerinde Finike İlçe Jandarma Komutanlığında ifadesinin alındığı sırada sanığın cep telefonuyla şikayetçiye ait telefonu aradığı ve katılana Teravih namazı bitimine kadar 1.000 YTL. parayı getir aksi takdirde olacaklardan sen sorumlu olursun, fırını kapatırım. diyerek evinin adresini verdiği, bunun üzerine katılanın yeteri kadar parasının olmadığını ve bakkallardan para topladığını beyan ederek sanıktan süre istediği, bir süre sonra katılanın sanığı cep telefonundan aradığı ve sanıktan parayı bulup getirmek için ertesi gün saat 13.30'a kadar süre istediği, sanığın da bu durumu kabul ettiği,
Katılanın 27.09.2007 günü sanığa ait cep telefonunu iki kez aradığı ve telefonda sanığa akşam saat 16.30'da parayı teslim edeceğini ve fırına gelmesi gerektiğini söylediği, sanığın da Bu iş fırında olmaz, buluşma yerini ben belirlerim. diyerek telefonu kapattığı, aynı gün saat 16.00 sıralarında sanığın katılanı telefonla aradığı ve parayı almak üzere geleceğini söylediği, Finike Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/320 Müt. sayılı Kararı gereğince Finike İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince katılanın koluna ses kaydı yapabilen saat takıldığı ve bu şekilde buluşma yerine gönderildiği, katılanın fırının karşısındaki yol üzerinde 07 TK 797 plakalı aracının içerisinde bekleyen sanıkla buluştuğu ve araç içerisinde bir süre konuştuktan sonra sanığa önceden seri numaraları alınmış 670 YTL parayı teslim edip sanığın yanından ayrıldığı, bu sırada görevli jandarma ekibinin sanığı yakaladığı, alınan arama kararı gereğince sanığın üzerinde ve aracında yapılan aramada katılandan almış olduğu 670 YTL paranın ele geçirildiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Olayın oluş şekline göre somut olayda; Söz konusu fırının gıda üretim izni ve sertifikasının olmadığı, bu konuda söz konusu işletmenin müdürlüklerine herhangi bir müracaatının olmadığı, bu tip işletmelerin kapasite raporu, marka tescil işlemlerini almalarının genellikle 3-4 ayı bulmakta olduğu, bu nedenle dosyanın hazırlanması ve İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaatları için tadilatını tamamlayan işletmelere bu sürenin tanınmakta olduğu, gıda üretim izni bulunmayan işyerleri hakkında yasal olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Taşra Teşkilatlarının 5179 s. Kanun kapsamında işlem yapmakta olduğu, ancak işletmelerin kapasite ve marka tescil işlemlerini tamamlayabilmeleri için kendilerine süre tanınmakta olduğu, bu nedenle işletme içindeki tadilatını Mayıs ve Haziran ayları içinde tamamlayan bu işletmeye de herhangi bir cezai müeyyide ve tutanak tanzim edilmeyerek dosyasını tamamlayarak müracaat etmesi için sözlü olarak uyarıda bulunulduğu, şeklindeki Finike Tarım İlçe Müdürlüğünün 08.10.2007 tarih ve 5259 sayılı cevabi yazısının içeriği de dikkate alındığında katılanın meşru zeminde bulunmadığını kabul etmenin mümkün olmadığı, sanığın eylemlerinin öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna ulaştığı ve bu haliyle eylemin TCK'nın 250/1 inci maddesinde düzenlenen cebri irtikap suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu gözetilmeksizin, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 s. Kanunun 86 ncı maddesi ile TCK'nın 250/1 inci maddesine eklenen 4 üncü fıkra kapsamında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5 inci madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy