(5271 S. K. m. 150) (1412 S. K. m. 321) (5237 S. K. m. 103) (2659 S. K. m. 7, 23)
Dava: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık B.'in bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 21.07.2009 gün ve 2009/246 Esas, 2009/277 Karar sayılı re'sen de temyize tabi hükmün süresi içinde sanık tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 12.01.2010 ve 22.04.2010 günlü tebliğnameleriyle daireye gönderilmekle 03.11.2010 günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcısı İ.T. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği anlaşıldı.
Gereği düşünüldü:
Karar: Sanığa atılı suçun alt sınırı itibariyle CMK'nun 150/3. maddesi gereğince zorunlu müdafii ile temsil edilmesi gerektiğinden, sanığı temsil edecek bir zorunlu müdafii görevlendirilmesi için Ankara Barosuna yazı yazılmasına, Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası doğrultusunda duruşmanın 08.12.2010 gününe bırakılmasına oybirliğiyle karar verilmişti.
Her ne kadar sanık müdafiin gelmemesi nedeniyle duruşma 08.12.2010 tarihine ertelenmiş ise de; sanık Bilal müdafii Av. S. Ö.'nün faksla gönderdiği mazeret dilekçesi duruşmadan sonra dairemize intikal ettiği anlaşıldığından,
Gereği düşünüldü:
Sanık müdafii Av. S. Ö.'nün mazeretinin kabulüne,
Sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesi için Ankara Barosuna yazı yazılmasına dair ara kararından vazgeçilmesine,
Sanık müdafii Av. S. Ö.'ye duruşma gününü bildirir davetiye tebliğine, oybirliği ile karar verilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcısı H.A. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, 07.12.2010 tarihli faks yazısı ile Konya Hukuk Mahkemelerinde duruşmasının olması nedeniyle duruşmaya katılamayacağını belirterek mazeretinin kabulünü talep etmiştir. Gereği düşünüldü:
Yüksek görevli mahkemeye katılmama nedeni olarak defaaten mazeret gönderen ve bunu kanıtlayamayan sanık müdafiin mazeret isteminin REDDİNE,
Sanığa atılı suçun alt sınırı itibariyle CMK'nun 150/3. maddesi gereğince zorunlu müdafii ile temsil edilmesi gerektiğinden, sanığı temsil edecek bir zorunlu müdafii görevlendirilmesi için Ankara Barosuna yazı yazılmasına, Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası doğrultusunda duruşmanın 19.01.2011 gününe bırakılmasına oybirliğiyle karar verilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından A.D. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Ankara Barosu tarafından atanan sanık Bilal adına gelen Av. N.G. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay C. Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 02.02.2011 saat 13.30'a bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sonuç: Bozma kararından sonra verilen ve dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23. maddelerine göre suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurenin muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanı bulundurulması gerektiği gözetilmeden usulüne uygun teşekkül etmeyen İhtisas Kurulunun düzenlediği rapora itibar edilerek TCK'nun 103/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları ile müdafiin duruşmadaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ve re'sen de temyize tabi hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy