(765 S. K. m. 219) (5237 S. K. m. 53, 62, 212, 249) (YCGK. 20.09.2011 T. 2011/5-104 E. 2011/183 K.)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Zimmetin konusunu oluşturan 1.253,70 TL'nin (1.253.700.000 lira) suç tarihi olan 2003 yılındaki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü itibariyle pek hafif değerde olup lehe yasanın belirlenmesi sırasında 765 sayılı TCK'nın 219/3 ve 5237 sayılı TCK'nın 249 uncu maddesi uyarınca değer azlığı nedeniyle cezada indirim yapılması, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 212 nci maddesindeki sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur şeklindeki düzenleme nedeniyle; sanığın lehine olduğu kabul edilen bu yasanın uygulanması sırasında eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığı da karar yerinde tartışılıp önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak denetime olanak verecek biçimde karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık müdafii Av. Behiye Arıkan 15/05/2008 havale tarihli dilekçesinde sanık hakkında diğer takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasını talep ettiği halde TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim nedenlerinin varlığı tartışılıp kararda gösterilmeden, Oluşa, savunmaya ve delil durumuna göre cezasından başkaca kanuni ve takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına, biçimindeki yasal olmayan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
5237 sayılı TCK'nın 53/3 üncü maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,
Her ne kadar Dairemizin 09/10/2007 günlü bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/5 inci maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuş ise de; daha sonra verilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/09/2011 gün ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı ve 16/12/2008 gün ve 2008/146-235 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/5 inci maddesinin tatbik edilmemiş olmasının kazanılmış hak teşkil edeceğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy