(5237 S. K. m. 7, 53, 248, 249, 257) (765 S. K. m. 20, 240) (5271 S. K. m. 232)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan ilk duruşmada, iddianamenin kabulü kararı okunmamış ise de; iddianame ve ekleri okunup sanıkların sorguları yapıldığından ve bu eksiklik savunmayı kısıtlayacak nitelikte olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar ..... ve ..... haklarında zincirleme biçimde basit zimmet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dava konusu olayda, emlak ve çevre temizlik vergilerini ..... belediyesi emlak servisinde görevli olduğunu bildikleri sanık .....'e komşuluk, arkadaşlık vb. nedenlerden doğan aralarındaki güven ilişkisinden dolayı elden makbuz almadan ödeyen vatandaşların başvuruları olmadan sanıkların zimmet eylemlerinin ortaya çıkmasının mümkün bulunmamasına, kaldı ki birleşen dosyaya konu sanıkların zimmetinin Belediyeden emlak vergisinin ödenmediğine ilişkin ihbarnameyi alan mağdur .....'in müracaatı üzerine ortaya çıkmasına, yine asıl dava dosyasına konu …..Sanayi İç ve Dış Tic. A.Ş. ve ..... Süt End. Ltd. Şti.nin birikmiş emlak vergisi borçlarını ödemeleri hususunda görevi olmadığı halde emlak şefi sanık .....'ın bu şirketlerin muhasebecisi ..... ile Belediye adına yaptığı 12/09/2003 günlü protokolde gösterilen şekilde verginin ödenmesi konusunda anlaşmaya varması ve bu şirketlerden aldığı çekleri bankadan kendisinin ya da diğer sanığın tahsil etmesi ya da kendi nam ve hesabına üçüncü bir şahsa tahsil ettirmesi, bu itibarla sanıkların eylemlerinin hileli davranışları nedeniyle daire içi olağan denetimle ortaya çıkarılamayacağı da dikkate alındığında zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin zincirleme biçimde basit zimmet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm kurulması, yasal koşulları bulunmadığı halde sanıklar haklarında 5237 sayılı TCK'nın 248. maddesinin uygulanması ile suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanıklar haklarında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, tüm dosya kapsamına göre sanıkların zimmetlerine geçirdikleri paranın miktarı yerleşik uygulamalara göre suç tarihinde normal olarak kabul edilen 5.000 TL'nin çok üstünde olduğundan sanıklar haklarında TCK'nın 249. maddesinin uygulanmaması sonucu itibariyle doğru bulunmuş, sanıklardan .....'ın ..... Belediyesinde emlak servisinde şef olarak, diğer sanık .....'in ise aynı serviste büro işçisi olarak görevli olduğu, ..... hakkındaki görevlendirmenin sözlü olduğu, Belediye Başkanı olan sanık ..... imzalı 09/08/2002 günlü görevlendirme yazısında sanık .....'ın emlak şefliğinde yapılacak olan tüm işlemlerden sorumlu tutulacağının bildirildiği, şef olan sanık ..... tarafından işçi statüsündeki sanık .....'in özellikle ilçenin pazarının kurulduğu Çarşamba günlerinde daire dışı tahsilata çıkan emlak servisinde görevli tahsildarlar ..... ve .....'ın yerine sözlü olarak tahsildarlıkla görevlendirdiği, sanık .....'in de yasal engeli bulunmayan bu sözlü görevlendirmeleri kabul edip emlak servisinde tahsildarlık görevini sanık .....'ın gözetiminde fiilen yürüttüğü, Dairemizin istikrar kazanmış muhtelif kararlarında yasal bir engel bulunmadığı takdirde bu kabil görevlendirmelerde ilgilinin görevi kabul ederek fiilen yürütmesi halinde görevlendirmenin usulüne uygun olduğunun kabul edilmesi karşısında sanıklardan .....'in zimmet suçunun faili olamayacağına ilişkin ve mağdur ve tanık anlatımlarına, sanıkların tevil yollu ikrarlarına, ön inceleme ve tevdi raporları ile tüm dosya kapsamına göre de sanıklar müdafilerin sair temyiz itirazlarına itibar edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ….. ve ..... haklarında denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete sebebiyet verme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Zimmet suçundan mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklar ..... ve .....'in eylemlerinin, amirleri konumundaki sanıklar Belediye Başkanı olan ..... ile Hesap işleri müdürü olan …..'in denetim görevlerini yapsalar dahi olayın ortaya çıkmasının mağdur konumundaki vatandaşların müracaatlarına bağlı olması ve sanıkların hileli davranışları nedeniyle daire içi bir denetimle olayın ortaya çıkmasının mümkün bulunmamasına göre zimmet eylemleri ile sanıkların ihmalleri arasında nedensellik bağı bulunmadığından, sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanıklar haklarında tayin olunan hapis cezasının kısa süreli olduğu ve ertelendiği halde 5237 sayılı TCK'nın 53/4. maddesinin hükmüne aykırı olarak 53/1-2-3. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmesi,
Sanık ..... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 240/2. cüm. 59. maddelerinin uygulanması neticesinde 366,00 TL. adli para cezası yerine, 360,00 TL. adli para cezasına hükmedilmek suretiyle eksik ceza verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Karar yerinde sanık hakkında memuriyetten geçici olarak yoksun bırakma cezası verilirken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında memuriyetten geçici olarak yoksun bırakma cezası tayini sırasında, 765 sayılı TCK'nın 20. maddesine göre alt sınır 3 ay olduğu halde yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden bu sürenin 6 ay olarak belirlenmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)