(5237 S. K. m. 3, 43, 102)
Dava: Birden fazla kişiyle birlikte nitelikli cinsel saldırı suçundan sanıklar M. Z. ve S. D. Y.'un yapılan yargılanmaları sonunda; mağdurenin ruh sağlığını bozacak şekilde zincirleme biçimde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetlerine dair, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.3.2010 gün ve 2010/21 Esas, 2010/55 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 25.5.2011 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanıklar müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından Hayrettin Altıntaş hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık M. Z. adına gelen Av. S. Y. N. ve ibraz ettiği vekaletnameye dayanarak sanık M. Z. adına gelen Av. G. T. huzura alınarak duruşmaya başlanıldı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık M. Z. hakkında duruşmalı, diğer sanık yönünden duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Sanık müdafii Av. G. T. 1 sayfadan ibaret kroki ile 2 sayfa telefon dinleme kayıtlarını gösterir liste verdi.
Alındı dosyasına eklendi.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafileri temyiz layihalarını açıklayarak savunmada bulunup müvekkilleri hakkındaki hükmün BOZULMASINI istediler.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık M. Z. müdafileri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 8.6.2011 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı.
Karar: Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Sanıkların, 8.4.2008 tarihli kararla, atılı suçlardan ikişer kez 10 ar yıl 6 şar ay hapis cezası ile cezalandırıldıkları, bu itibarla mahkemenin belirlediği yeni cezanın aleyhe bozma yasağı kapsamında kalmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar hakkında T.C.K. nun 102/2 ve 3-d maddelerinin uygulanmasından sonra 102/5 maddesiyle 10 ila 20 yıl arasında bir ceza takdir edilip, 43. madde ile yapılacak artırımın ise, 102/5. maddesinin tatbikinden önce bulunan ceza miktarı üzerinden hesaplanarak 102/5 ile belirlenen cezaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K. nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 06.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy