(5237 S. K. m. 212, 248, 249) (5271 S. K. m. 230) (YCGK. 25.01.2011 T. 2010/7-192 E. 2011/1 K.)
Dava: Nitelikli zimmet suçundan sanıklar N.E. ve S.K.'nin yapılan yargılanmaları sonunda; lehe kabul edilen 5237 Sayılı T.C.K.hükümleri uyarınca mahkumiyetlerine dair, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.6.2010 gün ve 2003/41 Esas, 2010/221 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Zimmetin tanık beyanları ve imza incelemesi sonucunda daire dışı araştırmalarla ortaya çıkarıldığının anlaşılması karşısında sanıkların eylemlerinin 765 Sayılı T.C.K.nun 202/1. maddesi kapsamında kaldığı yönündeki tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamına göre Dairemizce de benimsenen YCGK. nun 2010/7-192 Esas, 2011/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 5271 Sayılı C.M.K.nun 230/1-c maddesine aykırı biçimde sanık Salih'in zimmet suçuna ne şekilde iştirak ederek işlediği hususunda deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmadan mahkumiyetine karar verilmesi,
Suç sebebiyle meydana gelen zararın sanık Naci tarafından soruşturma başlamadan giderilmesi karşısında T.C.K.nun 248/1. maddesinin her iki sanık hakkında da uygulanması gerekirken yanılgılı gerekçe ile sanık Salih hakkında fazla ceza tayini,
Mahkemece kabul edilen bilirkişi raporuna göre zimmete geçirilen miktarının 571 TL olduğu, bu miktarın suç tarihine göre değerinin azlığı sebebiyle sanıklar hakkında T.C.K.nun 249. maddesinin uygulanması gerekirken yanılgılı gerekçe ile uygulanmayarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sanıklar lehine olduğu kabul edilen 5237 Sayılı T.C.K.nun 212. maddesindeki sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur şeklindeki düzenleme nedeniyle, mahkemece sahte tediye fişi düzenledikleri kabul edilen sanıkların eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma gerekçesine, sanık Salih'in tutuklu kaldığı süreye göre bihakkın tahliyesine, başka suçtan hükümlü yada tutuklu olmadığı takdirde derhal tahliyesinin temini için Yargıtay C.Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 21.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy