(5237 S. K. m. 7, 50, 203) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: 5237 sayılı TCK'nın 50/2 nci madde ve fıkrasında belirtilen suç tanımında hapis cezasıyla adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez. hükmüne aykırı şekilde mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 203 üncü maddesinde düzenlenen suça özgü hapis cezası takdir ve tercih edilmiş olmasına rağmen bu cezanın daha sonra adli para cezasına çevrilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Suç tarihinde şirket sorumlusunun fiilen kim olduğu, sanığın söz konusu şirketi temsile ve idareye yetkili olup olmadığı hususları sorulduktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Hükümden önce 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2 nci maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 s. Kanunun 562 nci maddesinin 1 inci fıkrasıyla değişik CMK'nın 231/5 inci maddesinde öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2 nci fıkrası ile de 231/14 üncü maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6 ncı fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7 nci maddesiyle eklenen cümle de nazara alınarak, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy