(5237 S. K. m. 51, 53, 257) (3458 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 231) (YCGK 03.06.2008 T. 2008/2-149 E. 2008/163 K.) (YCGK 13.11.2007 T. 2007/8-171 E. 2007/235 K.)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Ankara ... Noterliğinde başkatip olarak görev yapan sanığın, resmi belgede sahtecilik, 3458 Sayılı Kanunun 8/1. maddesine aykırılık suçlarından cezalandırılması istemiyle Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinde M. C. hakkında açılan kamu davasına konu teşkil eden ve sahte düzenlendiği belirtilen diplomanın 09685 yevmiye numara 30.5.2006 tarihli İngilizceden Türkçeye tercümesinin onaylanması işleminde kendisine aslı getirilen diplomanın tercümanları vasıtasıyla yapılan tercümesini onayladığını savunması ve Bursa C. Başsavcılığının 2010/5706 Esas numaralı emanet eşya makbuzuna göre ise söz konusu diploma aslının adli emanette olduğunun anlaşılması karşısında bu belge aslının araştırılması, getirtilerek huzurda incelenmesi gerekirse sahteliği ve iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, ayrıca M. C.'ın yargılandığı Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/838 Esas sayılı dosyasında bu kişinin verdiği ifadelerle varsa mahkeme kararının onaylı örneklerinin getirtilmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre;
Yeterli araştırma yapılmadan diplomanın çevirisinin onaylanması şeklindeki eylemin 5237 Sayılı T.C.K.nın 257/2. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tartışılmaması,
Temel ceza alt sınırdan belirlendiği halde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden denetim süresinin T.C.K.nın 51/3. maddesi uyarınca 2 yıl olarak tayini,
Suçun T.C.K.nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.6.2008 gün ve 2008/2-149-163, Ceza Genel Kurulunun 13.11.2007 gün, 2007/171-235 Sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin C.M.K.nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği, ayrıca bu hükmün uygulanmasını talep eden sanıkla daha sonra uygulanmasını istemediklerini beyan eden sanık müdafiinin beyanları arasındaki çelişkinin gerektiğinde sanık bu konuda yeniden dinlendikten sonra giderilmesi ve giderilememesi halinde asıl kişi olan sanığın iradesine üstünlük tanınması gerektiği nazara alınmadan "Sanık vekili talep etmemiş olduğundan keza suçun işleniş şekli, sebep ve saikleri" şeklindeki yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile C.M.K.nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy