(5237 S. K. m. 53, 158, 204, 247) (5271 S. K. m. 209, 38) (YCGK 09.10.2007 T. 2007/11-44 E. 2007/200 K.)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık K
. P
. yönünden incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; 25.04.2012 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderildiği, yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Şikayetçi vekilin 13.06.2011 havale tarihli dilekçesinde sanık K
'in adı yazılmakla birlikte dilekçe içeriğine göre beraate dair hükümlerin temyiz edildiği, sanık K
.'in mahkumiyetine dair hükme yönelik temyiz isteminin olmadığı anlaşılmış, sanık K
B
müdafii olarak Av. M
T
'ın Van 3. Noterliğinin 24 Eylül 2009 gün ve 11676 yevmiye nolu vekaletnamesi uyarınca duruşmalara iştirak ettiği, sanık Kadir'in bulunmadığı karar celsesinde F
T
ve K
B
ve müdafii olarak Av. İ
S
'ın beyanlarının alındığı, dosyadan tevkil belgesinin olmadığı, şikayetçi vekilinin temyiz dilekçesinin Av. M
T
'a 21.06.2011 tarihinde tebliği üzerine anılan avukat tarafından 23.06.2011 havale tarihli dilekçeyle hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onama talepli temyiz edildiği anlaşılmakla tebliğnamede temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle red öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Şikayetçi vekilinin 24.02.2010 havale tarihli dilekçesiyle kamu davasına katılma talebinde bulunması karşısında CMK'nın 238/3 üncü maddesi uyarınca istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun da atıfta bulunduğu 17.12.2008 tarihli ön inceleme raporuyla eklerinin asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden onaysız fotokopileriyle yetinilmek suretiyle hüküm kurularak CMK'nın 209 uncu maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Suç tarihlerinde personele dağıtılacak döner sermayelere ilişkin veri girişleri tanıklar Ş
ve T
tarafından yapıldıktan sonra Van İl Sağlık Müdürlüğünde idari ve mali işler şube müdürlüğünden sorumlu sağlık müdür yardımcısı olarak görev yapan sanık K
tarafından kesintiler düşülüp personele yapılacak fiili ödeme matrahının belirlendiği, sanığın şifahi olarak temin ettiği bilgisayar programında her türlü değişikliği yapılabilecek şifreyle programın veri tabanına girerek personelin alacağı miktarlarda değişiklik yapmaksızın bordronun toplam miktarını personele dağıtabilecek komisyonca belirlenen azami miktara yaklaşık bir değere kadar yükselttiği, bu şekilde düzenlediği bordroların ilgili amirlerce onaylanmasından sonra fiilî ödenecek matrahla bordroda yükselttiği miktar arasındaki farkı kendi veya kurumda çalışan kişinin hesabına aktaracaksa bordrodaki ilgili sayfayı değiştirip yeniden çıktı aldığı, değişikliği bankaya gönderilecek kayıtlarda da yaptığı, diğer sanık S
'in hesabına aktaracaksa sadece bankaya gönderilen elektronik ortamdaki verilerden değişiklik yaptığı, bu şekilde kendi hesabına toplam 265.038,54 TL, sağlık personeli olmayan sanık S
adına açtırdığı hesaba 604.901,06 TL, kurum personellerinden S
T
hesabına 7.000 TL, A
D
hesabına 15.000 TL, T
Ö
hesabına 15.000 TL, Ö
D
'in hesabına 5.000 TL para yatırılmasını sağladığı, müfettiş soruşturma aşamasında T
. Ö
hesabına yatan 15.000 TL ile Ö
D
'in hesabına yatan 5.000 TL'nin iade edildiği, sanığın bu suretle haksız çıkar elde ettiğinin kabul edilmesi karşısında; TCK'nın 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi gerektiği, olayımızda ise suça konu paraların görevi dolayısıyla sanığa teslim edilmediği, muhafaza ve gözetim sorumluluğunun olmadığı, fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, ilgililerin onayına sunmak üzere düzenlediği içeriği itibariyle sahte bordrolarla daha sonra da kişi hanelerinde değişiklik yaparak banka üzerinden hileli ve yasal olmayan yollarla kendisine fazla para ödenmesini sağladığı, bu durumda eylemlerinin TCK'nın 204/2 ve 158/1-e maddelerinde düzenlenen zincirleme surette kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilip, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 13/03/1990 gün ve 1990/8-3-70, 09/10/2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi, dava konusu yapılan eylemin iddianamede açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı açılmış bir davanın bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 911.939,60 TL'nin sanık K
'in zimmetinde olduğunun ifade edilmesine karşın iddianamede sanığın 869.939,60 TL'yi zimmetine geçirdiğinden bahisle kamu davası açıldığı nazara alınarak suça konu ödemelere ilişkin bordro asıllarıyla ödeme için bankaya gönderilen bordro asıllarının temini ile bu hususlarda iddianameyle dava açtırıldıktan sonra iğfal kabiliyeti de irdelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde nitelikli zimmetten hüküm kurulması,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık K
. hakkında aynı Yasanın 53/5 inci maddesinin uygulanmaması,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca beraat eden ve kendisini vekil temsil ettiren sanık K
. yararına hazine aleyhine maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık K
müdafii, sanık K
müdafiin ve şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık Kemal yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326 ncı maddeleri uyarınca BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süre itibariyle sanık Kemal hakkındaki tahliye isteminin reddine, 10.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy