(5237 S. K. m. 53, 55, 212) (5271 S. K. m. 232)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 Sayılı Kararına göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda, 5237 Sayılı T.C.K.nın 55/2 nci maddesi uyarınca zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine karar verilemeyeceğinden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.9.2011 gün ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 Sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık hakkında 5237 Sayılı Kanunun 53/5 inci maddesinin tatbik edilmemiş olması kazanılmış hak teşkil edeceğinden tebliğnamede bu hususlarda bozma öneren düşüncelere iştirak edilmemiş, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 Sayılı T.C.K.nın 212 nci maddesindeki sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur şeklindeki düzenleme nedeniyle, sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın mahkumiyetine dair Mahkemenin 12.05.2004 gün ve 2004/5 Esas, 2005/32 Sayılı 5 yıl 2 ay 6 gün ağır hapis ve 4.815.000.000 lira para cezasıyla cezalandırılmasına dair hükmünün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olması karşısında ceza miktarı bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeksizin sanık aleyhine fazla ceza tayini, C.M.K.nın 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği yerin gösterilmemesi ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak belirli haklardan yoksun bırakılma hükmünün uygulanması sırasında T.C.K.nın 53/1-c maddesi uyarınca, velayet hakkından: vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken: yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden,
Sonuç: Hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322 nci maddesi uyarınca, hükme 5320 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 326/son maddesi uyarınca sanığın 5 yıl 2 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, suçun işlendiği yer Hanönü, sanığın 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanmasına ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 14.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy