(5237 S. K. m. 62, 212, 252) (765 S. K. m. 219) (5271 S. K. m. 231)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı Yasaya göre rüşvet suçunun bir kamu görevlisinin görevlerinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıyla oluşacağı, ayrıca bu suçta her iki tarafında gayri meşru zemin içinde bulunmaları gerektiği, taraflar arasında serbest iradeyle yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçunun meydana geleceği, suç tarihinde ise devriye görevi yapan polis memuru sanığın kavga ihbarı üzerine müştekinin kullandığı aracı durdurduğu ve müştekiye alkollü olup olmadıklarını sorduğu, alkollüyüm demesi üzerine, alkollü araç kullandığını bunun cezasının fazla olduğunu belirtip, trafik ekiplerini çağırmamak karşılığında para istediği, müştekinin de aramızda halledelim diyerek öneriyi kabul edip sanığa 60 TL verdiği dava konusu olayda, mahkemece sanığın yapması gereken işi yapmamak için rüşvet aldığı kabul edilmiş ise de; müşteki hakkında alkollü araç kullanmaktan adli veya idari bir tahkikat yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamış ise müştekinin soruşturma evresindeki beyanlarında içtiğini belirttiği iki adet biranın kaç promile tekabül ettiği ve bu miktarın müştekinin yasal olarak araç kullanımını engelleyecek düzeyde olup olmadığı, buna bağlı olarak Karayolları Trafik Kanunu'na muhalefet suçunu işleyip işlemediği, bu suretle gayri meşru zeminde bulunup bulunmadığının tespitiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiriyle yapması gereken işi yapmamak için parayı aldığının anlaşılması halinde eyleminin nitelikli rüşvet alma suçunu oluşturacağı, ancak yapması gereken işi yapmak veya yapmaması gereken işi yapmamak için menfaat temin ettiğinin tespiti halinde ise eyleminin 765 sayılı TCK'nın 212/1 inci maddesinde belirtilen basit rüşvet alma suçuyla 5237 sayılı Yasanın 257 nci maddesinde belirtilen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve lehe yasanın tespitinin bu maddelerin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik tahkikatla suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Lehe yasanın tespiti sırasında rüşvete konu miktarın 765 sayılı TCK'nın 219/3 üncü maddesine göre pek hafif nitelikte olduğu, bu madde uyarınca indirim yapılması halinde 765 sayılı TCK'nın lehe sonuç doğuracağının gözetilmemesi,
Kazanılmış hakkın infazına karar verilen ceza miktarı yönünden söz konusu olabileceği, bu itibarla sanığa 5237 sayılı TCK'nın 252/1, 62 nci maddeleri uyarınca tayin olunan 3 yıl 4 aylık cezanın CMK'nın 231 inci maddesinde belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında bulunmadığı gözetilmeden, hükümde bu maddenin de değerlendirilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326 ncı maddeleri gereğince BOZULMASINA, 29.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy