(5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 34, 113, 115, 230) (5237 S. K. m. 53)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, dosya incelendi;
Şikayetçi hazine vekilinin 02.03.2011 günlü dilekçesiyle vaki temyiz isteminden vazgeçtiği ve tayin olunan duruşma gününde yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla sanık müdafiin temyiziyle sınırlı olmak üzere duruşmasız inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kararın gerekçe kısmında sanığın çeşitli nedenlerle görevde olmayan personeli görevdeymiş gibi kabul ederek operasyon tazminat bordrolarına dahil etmek suretiyle düzenlediği sahte belgelerle yasal olmayan şekilde para elde etmek suretiyle zincirleme biçimde sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmesine karşın, gerekçede sübutuna ilişkin hiçbir irdeleme yapılmayan 67 adet mutemet alındı makbuzu üzerinde sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği ifade edilerek hükmün karıştırılması,
Trafik para cezalarına ilişkin 67 adet mutemet alındı makbuzundaki sahteciliğin sanık tarafından yapılıp yapılmadığı hususunda sübuta ilişkin irdeleme yapılıp, sübut kabul edildiği takdirde 70 adet alındı makbuzlarının alt ve üst nüshalarını farklı düzenlemek, 146 adet sayman mutemet alındılarını kasa defterine işlememek, 260 adet sayman mutemet alındılarını kasa defterine miktarları azaltarak işlemek, 8 adet makbuzun dip koçanlarını ciltlerinden koparmak suretiyle paraları mal edinmek şeklindeki eylemlerinin teselsülen zimmet,
Çeşitli nedenlerle görevde olmayan personeli görevdeymiş gibi tazminat bordrolarına dahil etmek suretiyle düzenlediği sahte belgelerle yasal olmayan şekilde paraları mal edinmek şeklindeki eylemlerinin ise teselsülen sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeksizin bozma ilamına yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sahtecilik suçuna ilişkin olarak teselsül nedeniyle artırım yapılırken 4 yıl 8 ay yerine 4 yıl 6 ay hapis, nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak ise adli para cezasının suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,
Nitelikli dolandırıcılık suçunun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5 inci maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın yatırdığı güvence parası hakkında, karar tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nın 115/3 ve 113/1-b maddeleri gereğince kullanılması ve fazlasının sanığa geri verilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek başvuru halinde sanığa iadesine karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326 ncı maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy