(7201 S.K m. 32)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, kamulaştırma bedelinin arttırılmasına dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; dosyadaki belgeler okunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kamulaştırma işlemi 1989'da usulüne uygun olmadan tebliğ edilmiş, kamulaştırma bedeli 1990 yılında alınmıştır. Bedel arttırma davası ise 1995 yılında açılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebligat, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.
Davacı ile tebligatı alanın aynı çatı altında oturduğu, tebligat mazbatasında yazılı olmamakla, tebligat usulüne uygun olarak yapılmamış ise de kamulaştırma bedeli davacı tarafından alınmış olunmakla tebliğe muttali olunmuştur. Binnetice, usulüne aykırı olarak yapılmış olan tebligat kamulaştırma bedeli alındığında geçerli hale gelmiştir. Tebligat tarihi de tebliğe muttali olunma günü olan paranın alınma tarihidir. Bu tarihten itibaren 30 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın süre yönünden reddi yerine, benzeri olaya ilişkin olmayan ve esasen 24.6.1994 gün, 1993/3 esas 1994/2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile geçerliliğini yitiren Hukuk Genel Kurulu'nun kararına dayanılarak davanın süresinde açıldığı kabul edilip işin esasına girilerek kamulaştırma bedelinin arttırılmasına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 30.9.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy