(2942 S. K. m. 7, 25)
Dava: Taraflar arasındaki Kamulaştırma Yasası'nın 7. maddesi uyarınca taşınmaz malın idare adına tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayılan yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca taşınmazın malik ve zilyetlerine ilanen tebligat yapılabilmesi için adreslerinin tapu, nüfus ve vergi dairesi müdürlükleri ile haricen yaptırılacak araştırma sonucunda tespit edilememesi gerekir. Kamulaştırma işlemi açıklanan şekilde araştırma yapılmadan ilan yolu ile tebliğ edildiğinden, bütün davalılar yönünden geçerli değildir.
Diğer taraftan mahkeme kararı davalılardan A. Y. nin eşi olduğundan bahisle Necmiye isminde bir şahsa tebliğ edilmiş, bunun eşinin ise S. Y. olduğu tespit edilmiştir. M. Y. ise mahkeme kararının tebliğ zamanı ve dava tarihinden önce aldığı veraset ilamından anlaşılmaktadır. Adı geçenler yönünden mahkeme kararının tebliği geçerli olmadığı gibi, Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen adres araştırması yapılmadan mahkeme kararının diğer davalılara ilan yolu ile tebliğ olunduğundan, sözü edilenler yönünden de geçerli bir tebligattan bahsedilemez.
Bu itibarla yasada öngörülen 15 günlük temyiz süresinin geçtiğinin kabulü mümkün değildir. Buna rağmen mahkemenin 27.4.1998 tarih ve 1984//551-1985/320 sayılı ek kararında temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından, bu kararın bozulup, kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde,
Yukarıda açıklandığı üzere, kamulaştırma işlemi ve duruşma günü davalı paydaşlara Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen adres araştırması yapılmadan tebliğ edildiğinden, Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca mal sahipleri yönünden başlamış bulunan bir kamulaştırma mevcut olmadığı gibi, duruşma günü taraflara usulen tebliğ edilip, taraf teşkili sağlanmadan, davanın esasına girilerek hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 28.9.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy