(2942 S. K. m. 10, 11) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesinde ve emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem bakımından bir isabetsizlik görülmemiştir. Alınan rapor ve yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1- Kamulaştırma Kanununun 11/3-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken alınan emsallerin taşınmaza yakın bölgelerden, benzer yüzölçümlü ve benzer özellikte olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Şölen beldesinde özellikleri yukarıda sayılan emsal satışların bulunması doğaldır. Bu durumda taraflara benzer nitelikli emsalleri bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Mahkemece, gerek dava konusu taşınmazın ve gerekse emsal olarak alınacak taşınmazların 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar düzenleme ortaklık payı kesintisine tabi tutulup tutulmadıkları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
3- Dava konusu taşınmaz, imar planı içinde olduğu gibi bırakılan 1700 metrekare yüzölçümünde kadastro parselidir. Bu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümü, imar uygulaması sırasında diğer parsellerle birlikte şuyulandırılması mümkün olduğu da göz önüne alındığında, arta kalan bölümde değer azalışı olmayacağının düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 26.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy