(1086 S. K. m. 166, 167, 168, 409)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygundur. Arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1- Taşınmaz mülkiyeti ihtilaflı iken kamulaştırılmış ve mülkiyet ihtilafı bedel artırma davası devam ederken neticelenmiştir. Kıymet Takdir Komisyonunca 173.000 m2 için bedel takdir edilmiş ise de, taşınmazın 40.000 m2'sinin mülkiyetinin davacılara aidiyetine karar verilmiş ve bu şekilde kesinleşmiştir. Bu durumda 40.000 m2 için hüküm kurulması gerekirken sebebi açıklanmadan 173.000 m2 üzerinden hesaplama yapılması ve fazla artırmaya karar verilmesi,
2- Bir kısım davacılar Bahri, Bekir, Faik, Şemsettin, M. Kadri, M. Fehmi, Hasan, Abdulvahap, Ayten, Zeliha, Hatice, Hayriye, Hikmet, İbrahim, Abdurrahman, Nazif, M. Reşit, Zeliha, M. Sait ve Osman Bilgin vekilleri Muzaffer Özbek ve İrfan Yılmaz'ın 02.11.1999 tarihli oturumlarda davayı takip etmemesi üzerine dosya işlemden kaldırılmış, üç ay içinde yenilenmediğinden H.U.M.K. nun 409/6. maddesi uyarınca bu davacılar için açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili bu karar üzerine H.U.M.K. nun 168. maddesinde öngörülen süre içinde Mahkemeye başvurarak 02.11.1999 tarihli celsede hazır bulunamayacaklarına yönelik olarak daha önceden mazeret dilekçesi verdiklerini, mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, dolayısıyla davanın açılmamış sayılması kararının kaldırılarak eski hale getirme talebinde bulunmuştur.
Buna karşılık mahkeme H.U.M.K. nun 166-168. maddeleri gereğince eski hale getirme koşulları oluşmadığından bu talebi red etmiştir.
Davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin bir karar olup uyuşmazlığın esasını çözüme bağlayan bir karar değildir. Bu bakımdan mahkemece istemin incelenip davacılar vekilinin dayandığı olgular değerlendirilerek hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıda adı geçen bir kısım davacılar için açılmamış sayılmasına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine 03.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy