(2942 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca bozulması hakkında daireden çıkan kararı kapsayan 1.5.2003 güıı ve 3680-6337 sayılı ilama karşı davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 Sayılı Yasa ile değişik 2942 Sayılı Yasanın 19. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davacı idarenin temyizi üzerine dairemizce bozulmuştur.
Dava, 4650 Sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 19. maddesine göre tapusuz taşınmazın zilyetleri aleyhine açılmıştır. Aynı yasanın 19/7. maddesine göre ilandan itibaren 30 gün içinde Hazine ve 3. şahıs tarafından itirazda bulunulmuş, mahkemece tespit edilen bedelin ileride hak sahipliğini ispat edecek kişiye ödenmek üzere ilanda belirtilen bankada açılan 3'er aylık vadeli hesaba yatırılmış olduğuna göre, bozma ilamının 1 nolu bendindeki dava konusu taşınmazın tapulu taşınmaz kabul edilerek paya göre karar verilmesi ifadesi doğru değildir.
Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde olduğundan Dairemizin 1.5.2003 gün ve 3680-6337 sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan inceleme sonucunda;
Dava, 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi doğru olduğu gibi, tespit edilen bedelin ileride belirlenecek hak sahiplerine ödenmek üzere bloke ettirilerek, dava konusu taşınmazın davacı idare adına tapuya tesciline, bedel yönünden temyizi kabil, tescil yönünden ise; kesin olarak karar verilmesi de doğrudur.
Diğer taraftan yargılama giderleri ile maktu harcın davacı idareye yükletilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Avukatlık Kanununun 164/son maddesi uyarınca mahkemece hükmedilen vekalet ücreti, davayı takip eden avukata ait ise de; bu avukat ile ona vekalet verenin iç meselesidir. Vekalet ücretinin davacı ve davalı yerine, vekilleri lehine hüküm altına alınması doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçeli kararın hüküm fıkrasından ( davacı vekiline ) ve ( davalı vekiline ) kelimelerinin çıkartılmasına, yerlerine sırasıyla ( davacıya ) ve ( davalıya ) kelimelerinin yazılmasına,
Sonuç: Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 7.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy