(2942 S. K. m. 10, 11) (1136 S. K. m. 164/son)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın bedelinin tespiti ile davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporları geçersizdir. Şöyle ki;
1- Taşınmazın arsa niteliğinde kabulü doğrudur. Ancak;
Dava konusu taşınmaz; Trabzon İskenderpaşa Mahallesindedir. Değerlendirmeye esas alınan emsal ise Çarşı Mahallesinde olup, şehrin en hareketli yerindedir. Arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken, yakın yerlerde satışı yapılan emsal mevcut ise uzak yerlerdeki satışlar emsal alınamayacağı gibi, değerlendirme tarihine yakın satışlar varsa geçmiş zamanlara ait satışlar da emsal olarak alınamaz. Bu nedenle, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zamanlardaki satışların emsal alınması gerekir. Taraflara, belirtilen özelliklerde emsal bildirmeleri için mehil verilmesi, gerektiğinde bu hususlar göz önünde tutularak Tapu Sicil Müdürlüğünden dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden yakın zaman içinde yapılan benzer yüzölçümlü satışların re'sen getirtilerek bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, geçersiz rapora dayanılarak kamulaştırma bedelinin fazla tespiti,
2- Dava konusu taşınmazda davalıların her biri 120/320 oranında hisse sahibi olduklarından, dava konusu taşınmazın davalıların hisseleri oranında tapusunun iptali ile davacı idare adına tesciline karar vermek gerekirken, taşınmazın tamamının davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesi,
3- Kabule göre de;
Avukatlık Kanununun 164/son maddesi uyarınca vekalet ücreti davayı takip eden avukata ait ise de, bu husus avukat ile ona vekalet verenin iç meselesi olduğundan, vekalet ücretinin davacı ve davalı yerine vekilleri lehine hüküm altına alınması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 18.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy