(2942 S. K. m. 10, 11/1-g) (1136 S. K. m. 164/son)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın davacı idare adına tapuya tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla Duruşma için belirlenen 06.07.2004 günü temyiz eden davacı idare vekili Avukat S. Göde ile temyiz eden davalı vekilinin yüzüne karşı duruşmaya başlanarak Temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dosyadaki kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın davacı idare adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar binalar nedeniyle değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygundur. Binalara bayındırlık birim fiyatlarına göre değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;
1- Binaların sınıflarına göre maliyet fiyatları Ocak 2003 tarihine göre bildirildiğinden, bildirilen bu maliyetlerin değerlendirme tarihine eskale edilmediği gözetilerek, bilirkişi kurulundan bu yönde ek rapor alınmadan, binalar yönünden eksik inceleme ile aza hükmedilmesi,
2- Zemin yönünden alınan bilirkişi raporları geçersizdir. Şöyle ki;
Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Çayağzı Mahallesinde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğaldır. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Değerlendirme tarihi olan 2003 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
4- Avukatlık Kanununun 164/son maddesi uyarınca mahkemece hükmedilen vekalet ücreti, davayı takip eden avukata ait ise de; bu avukat ile ona vekalet verenin iç meselesidir. Vekalet ücretinin davacı ve davalı yerine, vekilleri lehine hüküm altına alınması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine 06.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy