(1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
1- Bozma kararında dava konusu taşınmazın sulu çayır niteliğindeki kısmı için kabul edilen dekara verim miktarı Tarım İlçe Müdürlüğü'nden gönderilen resmi verilerin çok üzerinde olduğundan resmi veriler göz önünde tutulmak suretiyle değer biçilmesi için, bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiş kuru tarla niteliğindeki kısım için yapılan değerlendirme ile ilgili bir bozma yapılmamıştır.
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş olan bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir.
Bu nedenle davalıların kazanılmış hakkı göz ardı edilerek kuru tarla niteliğindeki kısmı da yeniden değer tespit edilerek sonuçta bedelin eksik tespit edilmesi,
2- Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi uyarınca mahkemece hükmedilen vekalet ücreti davayı takip eden avukata ait ise de; bu avukat ile ona vekalet verenin iç meselesidir. Vekalet ücretinin davacı ve davalı yerine vekilleri lehine hüküm altına alınması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 11.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy