(2942 S. K. m. 30)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı idare tarafından kamulaştırmadan vazgeçildiğinden, bozma kararına uyularak vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Kamulaştırma bedeli olarak tespit edilip, bankaya bloke edilen paranın davalıya ödenmesine ve davalı adına olan tapu kaydının da iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesi, kamulaştırma nedeniyle açılan tespit ve tescil davası sonucunda verilen ve vazgeçme nedeniyle bozulan hükümle oluşmuştur.
Davacı idare kamulaştırmadan tek taraflı olarak vazgeçtiğine göre, davalı malike ödenmek üzere bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin ve tapu kaydının iptalinin hukuki dayanağı kalmamıştır.
Bu nedenle, vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilirken; kamulaştırma bedeli olarak bloke edilen ve davalıya ödenmesi için bankaya müzekkere yazılan para, davalı tarafından alınmamışsa davacı idareye iadesine ve bedel ödendiğinde tapusu iptal edilen ve yol olarak terkin edilen taşınmazın tapusunun yeniden davalı adına oluşturulmasına ve bu konuda da Tapu Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına karar verilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 11.11.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın bedelinin tesbiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı idare temyiz aşamasında kamulaştırmadan vazgeçtiğini ileri sürmüştür. Dairemizin 13.12.2003 gün ve 12750-14410 sayılı kararı ile davacı idarenin kamulaştırmadan vazgeçmesi nedeniyle gerekli kararın verilmesi için Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.
Yerel Mahkeme, Yargıtay bozma kararına uymuş ve vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. Bu karar davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesinin 8. paragrafının son cümlesi ile Tescil hükmü kesin olup, tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır hükmü getirtilmiş olup, benzer hüküm aynı Yasanın 30. maddesinin 4. paragrafında da vardır.
Yukarıda açıklanan yasa hükümlerinden anlaşıldığı gibi kamulaştırılan taşınmazların idare adına tesciline ilişkin mahkeme kararlarının kesin olduğu belirlenmiştir.
Taşınmazın idare adına tescili yönünden verilen kesin kararın bedelin tesbitine ilişkin bölümü temyiz edilmiştir. Çoğunluk kararında Yerel Mahkeme kararının tescile ilişkin kesin kararı ile bedele ilişkin bölümlerinin temyiz incelemesine tabi olacağı kabul edilerek vazgeçme nedeniyle davanın reddine ve davacı tarafından bloke edilen paranın davacı idareye geri ödenmesine, para ödendiğinde iptal edilen ve yol olarak terkin edilen taşınmazın tapusunun yeniden davalı adına oluşturulmasına karar verilmesi gerektiği nedeniyle Yerel Mahkeme kararını bozmuştur.
4650 sayılı Yasa ile değiştirilen 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası özel ve istisnai hükümler getirmiştir. Örneğin bu yasaya göre idarenin açtığı dava tespit davası niteliğinde olduğu halde eda hükmünü de içermektedir. Uygulamada yorum yapılarak tespit davası kabul edilmiş, harç maktu alınmış ve her iki taraf vekiline maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Uygulamada ve öğretide istisna kabul edilen kuralların yorumla genişletilemeyeceği kabul edilmiştir. Aksi kabul edilirse istisna olan kural genel kural haline dönüşür.
Bu nedenle Yasanın istisna olarak getirdiği ve kesin olduğunu bildirdiği tescil kararının kaldırılmasına karar verilmesi Yasanın bu açık hükmüne uygun olmadığı gibi usul ekonomisinin düşünüldüğü gerekçesi de kabul edilebilir nitelikte değildir.
Tapunun iptali ve ödenen paranın geri alınması ayrı bir dava konusu yapılmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yorum yapılarak kesin olarak verilen tescil kararının kaldırılmasına ve ödenen paranın geri alınmasına ilişkin karar verilmesini kabul eden çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Usul ve yasaya uygun olan Yerel Mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy