(2942 S. K. m. 10, 27)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın, davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki taşınmaza, gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak,
1- Dava; Ömerler Köyünde bulunan 2126 parsel sayılı taşınmazın 6213,81 metrekarelik kısmının kamulaştırmasına bağlı olarak, kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan bölümün davacı idare adına tescili istemi ile açılmıştır.
Dosya içerisinde bulunan dava konusu taşınmaza ilişkin davacı idare tarafından 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca acele el koyma istemli olarak açılan Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/81 Esas sayılı Tesbit dosyasında Bilirkişi Hakan K. tarafından düzenlenen 24.08.2004 tarihli raporda, 2125 parsel sayılı taşınmazın Devlet Demir yolları adına, 2126 parsel sayılı taşınmazında Mustafa S. adına tescil edildiği ve bu konuda 16.01.1969 tarihli değişiklik beyannamelerinin bulunduğu ve gerçekte Mustafa S.'ın 2126 parsel sayılı taşınmazda hak sahibi olmayıp 2125 parselde hak sahibi olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece, bu durumda mahallinde fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilip, 2126 ve 2125 parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtları da zemine uygulanmak ve kamulaştırılan bölüm de tesbit edilmek suretiyle kamulaştırılan kısmın hangi parselde kaldığı belirlenip, tapu kayıtları ile kamulaştırılan bölümün yüzölçümü arasındaki çelişki giderilip, gerçek malikin tesbit edilmesinden sonra varsa tapudaki bu yönlerin düzeltilmesi için mehil verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
A) Dava konusu taşınmazın, davacı idare tarafından demiryolu yapılmak üzere kamulaştırıldığı ve kamulaştırılan bölümün de davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yol olarak terkinine karar verilmesi,
B) Davanın niteliği gereği davacı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy